Archiv für Juli 2012

21,2 Millionen Dollar für Gasgranaten und Pfefferspray

Auf eine Anfrage des CHP-Abgeordneten Umut Oran im türkischen Parlament gab der Handelsminister Hayati Yazıcı detaillierte Angaben zu den staatlichen Ausgaben für Importe von Pfefferspray und CS-Gas an. Demnach gab die Regierung seit dem Jahr 2000 für 628.668 Kilogramm Pfefferspray und CS-Gas insgesamt 21,2 Millionen Dollar aus.

ISKU

Westkurdistan: Schritt für Schritt in Richtung Freiheit

Nachdem die kurdische Bevölkerung die Kontrolle der westkurdischen Städte wie Efrin, Amudê und Kobani übernommen hat, wird nun vermeldet, dass in großen Teilen in der bevölkerungsreichsten Stadt Westkurdistans Qamişlo (Qamischli) die Kontrolle weitgehend vom Assad-Regime an die kurdische Bevölkerung übergegangen ist. Alle staatlichen Institutionen sind unter der Kontrolle der Bevölkerung. Aktuell kann das Militär des Baath-Regimes in der Stadt ihre Kasernen nicht mehr verlassen.

In den befreiten kurdischen Städten laufen die Arbeiten für den Aufbau der Demokratischen Autonomie auf Hochtouren. In diesen Städten wurden die ersten kurdischsprachigen Schulen eingeweiht. Einen weiteren Schwerpunkt bilden der Aufbau und die Stärkung der Volksratstrukturen, in denen die Bevölkerung selbst über die wichtigsten Fragen in ihrer Region diskutieren und Lösungen finden soll. Das öffentliche Leben in den meisten Städten nimmt nach der Entmachtung des Baath-Regimes wieder seinen normalen Lauf, mit dem Unterschied, dass nun die Bevölkerung über ihr eigenes Schicksal befindet. Auch die Arbeit der Frauenbewegung schreitet beständig voran. In mehreren Städten halten die Frauen gegenwärtig ihre Konferenzen ab, auf denen Beschlüsse zum Aufbau von Frauenräten und Frauenvereinen beschlossen werden.

ISKU

Assads Militär greift Kurden in Heleb an: 3 Tote

Das Militär des Assad-Regimes hat in Heleb (Aleppo) das Feuer auf Mitglieder der Volksräte eröffnet und insgesamt drei Menschen getötet. Elf weitere Personen wurden verletzt.

Während die Gefechte zwischen dem Militär Assads und der Freien Syrischen Armee in Heleb immer heftiger werden, geraten auch die dortigen Kurden in die Schusslinie. Weil viele Kurdinnen und Kurden in Heleb aus ihren Häusern wegen den Gefechten fliehen mussten, haben die kurdischen Volksräte beschlossen, den notleidenden Menschen in der Stadt Hilfe zu leisten. Ein solcher Hilfstrupp wurde nun zum Angriffsziel des syrischen Militärs. Drei Personen kamen dabei ums Leben, jegliche Lebensmittelunterstützung für die kurdische Bevölkerung wurde untersagt.

In der zwischen dem Assad-Regime und der syrischen Opposition umkämpften Stadt leben annähernd 600.000 Kurden.

ISKU

Malatya‘da Aleviler‘e linç

Alevilere yönelik saldırılar devam ediyor…

http://www.imgbox.de/users/public/images/vA0K2UcjRx.jpg

Malatya‘nın Doğanşehir İlçesine bağlı Sürgü Beldesinde Alevi yurttaşların evlerine saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda evler taşlanırken, „Sürgü Alevilere mezar olacak“, „Sürgü Kürtlere mezar olacak“ sloganları atıldı.

Doğanşehir‘in Sürgü Beldesi‘nde Alevilerin yaşadığı bölgede ramazan davulcuları ile Aleviler arasında çıkan tartışman Alevilere yönelik bir linçe dönüştü. Tartışmanın ardından mahalleye gelen yüzlerce kişi Alevilerin evlerine saldırdı.

Jandarma ve polisse dün gece başlayan olayları engellemedi. Beldede gün boyu saldırıya uğrayan Alevi vatandaşlar evlerinden çıkamadı. Saldırganlar belirledikleri 10′a yakın ailenin beldeden gitmemesi halinde evleri yakacakları tehdidinde bulunurken, saldırganlardan hiç kimse gözaltına bile alınmadı. Cumartesi günü yaşanan tartışmadan sonra gece mahalleye gelen yüzlerce kişi başta Evli ailesi olmak üzere bazı evleri taşladı. “Pis Aleviler”, “Pis Kürtler” şeklinde slogan atan grubun olay yerine gelen jandarma tarafından engellenmediği belirtildi.

http://www.imgbox.de/users/public/images/d5JhaaeRLp.jpg

Saldırı iki gündür aralıksız sürerken, konuyla ilgili evi taşlanan ailelerden Fidan Evli yaşananları Yol Televizyonu’na değerlendirdi.

Kendilerinin Alevi olduklarının bilinmesine rağmen bilinçli bir şekilde davulcuların her gece ısrarla davul çaldığını belirten Fidan Evli daha önce de oruç tutmadıkları için hakarete maruz kaldıklarını ifade etti.

Cumartesi gecesi davulcu bir gençle ablası arasında tartışma çıktığını ve davulcu tarafından “Bugün bir kişiyiz yarın daha çok geliriz” diye tehdit edildiklerini söyleyen Evli, çıkan tartışmadan bir gün sona yüzlerce kişinin evlerinin önüne geldiğini anlattı. Saldırganların kimliklerine ve inançlarına küfürler ettiğini anlatan Fidan Evli, bir süre sonra evlerinin taşlandığını, grubun içinden bazılarının kendilerine ateş ettiklerini söyledi.

Jandarmanın saldırganlara müdahale etmediğini, bir süre sonra evlerine gelen bir komutanın ‘Sizi buradan götürelim’ teklifinde bulunduğunu anlatan Evli, kendilerinin gitmesi halinde sıranın diğer Alevilere geleceğini bildikleri için bu teklifi kabul etmediklerini söyledi. Saldırgan gruptan kimsenin gözaltına alınmadığının bilgisini de veren Evli, yetkilileri görevlerini yapmaya çağırdı.

Jandarmaya haber verilmesine rağmen bütün gece müdahale edilmediğini ifade eden mahalle sakinleri önlem alınmaması durumunda olayların daha da büyüyeceğini söyledi.

Sürgü’deki olayların etkisi bugün de devam etti. Saldırıya uğrayan aileler gün boyu evlerinden çıkamadı. Fidan Evli, saldırgan grubun, 10 ailenin beldeyi terk etmesini istediğini, aksi takdirde evlerini yakacakları tehdidinde bulunduklarını anlattı. Evlerinin önüne gelen kişilerin, beldeyi terk etmeleri için tehditlerini sürdürdüğünü de söyleyen Evli, “Jandarma bir gün önce gruba bizi buradan göndereceklerini söylemiş. Tüm yaşadıklarımıza rağmen jandarma ve polis bir şey yapmıyor. Vekilleri arıyoruz herkes sorunu çözeceğiz diyor ama kapımızdan hâlâ bağırıyorlar. 15 kişi evde sıkıştık kaldık. Evimizi terk etmeyeceğiz” diye yaşadıklarını anlattı.

Gerginlik devam ediyor.

PSAKD ve CHP Olay yerinde

Bu arada Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Songül Canpolat, CHP İl Başkanı Enver Kiraz ve bazı sivil toplum örgütü yetkilileri kasabaya giderek, olaylar hakkında bilgi aldılar. CHP İl Başkanı Enver Kiraz, Doğanşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaman, CHP belde yönetimi ve ailenin akrabaları, Sürgü Belediye Başkanı Faruk Taşdemir ile görüştü.

Belediye Başkanı, ailenin sürgün edilmesini istedi

Görüşme sırasında konuşan Sürgü Belediye Başkanı Faruk Taşdemir, dışarıdan müdahale istemediğini ve iki tarafla görüşeceğini belirterek, davulcuya saldıran ailenin bölgeden gönderilmesi gerektiğini savundu. Buna itiraz eden CHP İl Başkanı Enver Kiraz ve Doğanşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaman, Başkan Taşdemir‘e sert tepki gösterdi. Karaman, ne zamana kadar birilerinin beldeden gönderileceğini sorarak, “Gelecek yıl yine benzer sorunlar çıkacak o zaman tekrar mı birilerini göndereceksiniz? Bu ne zamana kadar devam edecek?” dedi.

Belediye Başkanı Taşdemir, ayrıca olayın basına ve STK’lara yansıtılmadan çözülebileceğini iddia ederek, “Partiler, basın katılırsa çözemeyiz” açıklamalarında bulundu.

‚Yeni Alevi katliamına seyirci kalmayacağız‘

Malatya Sürgü‘de sünni bir grubun Alevilere karşı yeniden eylem yapmayı planladığını açıklayan Haci Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı, İçişleri Bakanını ve Malatya Valisini acilen göreve çağırdı. Vakıf, „Biz aleviler yeni bir Alevi katliamına seyirci kalmayacağız“ dedi.

Haci Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı, Malatya Sürgü‘de Alevilere yönelik baskılara ilişkin açıklama yaptı.

Haci Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı, uzun süredir Aleviler üzerinden yürütülen ayrımcı ve gergin siyasetin sonunda Anadolu‘nun birçok kentinde sünnileri alevilere karşı kışkırtmaya başladığına dikkat çekti.

Malatya Sürgü‘de dün gece, Alevi bir ailenin evinin önünde ısrarla ve tacize varan bir biçimde davul çalındığını, ramazan davulcusu ile aile arasinda yaşanan tartışma sonrasında, ilçede yaşayan sünnilerin kalabalık bir toplulukla ve ellerinde silahlarla, Alevi ailenin evine doğru yürüyüş yaptıkları hatırlatıldı. Uzun süre sonra olay yerine gelen jandarmanın kalabalığı durdurduğu, ancak başlayan gerginliğin sürdüğü kaydedildi.

Yeniden yürüyüş yapmayı planlayan sünni grubun, „Aleviler burayı terk edin“ şeklinde slogan attığı bildirildi.

Saldırıları kınayan Haci Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı, İçişleri Bakanını ve Malatya Valisini acilen göreve çağırdı, „Biz aleviler yeni bir Alevi katliamına seyirci kalmayacağız“ diye ekledi.

YOL TV

BBC Haberi: .Malatya‘da gerginlik dün de devam etti ( TIKLA )

Saldiri anı

Sonrası

ISVICRE ;ULUSLARARASI ISGAL FESTIVALINE POLIS BASKISI

http://www.imgbox.de/users/public/images/bSrD84faia.jpg

27.07. 2012 tarihinde baslayip 1 hafta surecek uluslararasi isgal festivali polisin baskisi ve siddetiyle baslamadan son buldu.

Fribourg sehrinde tren garinin yakinda uzun suredir bos duran bina isgal edilip fesrival yapilacakti.

Fribourg anarsistleri ve isgalcileri freiboug polisini cok sert ve toleransiz davrandiginin soyluyorlardi. Bu isgalin ve festivalin zorda olsa yapilmasi gerektigini soylediler.

27.07 tarihinde aksam isgalin baslamasi icin Fribourg da anarsistler ve isgalciler bir araya gelmeye basladi. Polis cok onceden onlem aldi. Polis sayisi isgalci sayisinin cok ustundeydi. Polis kitleye saldirarak sopalarla, joplarla vurmaya basladi. Cok kisi bu saldiridan ve dayakdan yaralandi. Yetmezmid gibi 50 kisiyi gozaltina aldi. Dayak yolda da hucrelerde devam etti. 12 kisilik hucrelere 30 kisi doldurularak havasiz kalan gozaltindakilere 8 saat sureyle siddet uygulandi.

Gozaltinda olanlarin DNA ve parmak izleri alindi. Cumartesi sabahi serbest birikilanlar mahkemeye verilp haklarinda dava acildi.

Karakok otonomu

Türk ordusu Şemzinan‘da hareket edemiyor

Colemerg‘in Şemzina ilçesiyle bu ilçeye bağlı Gerdiya bölgesi arasındaki arazide denetimini sürdüren HPG gerillaları yol kontrollerine devam etti.

Yol kontrollerinin beşinci gününe girdiğine dikkat çeken HPG Basın-İrtibat Merkezi (HPG-BİM), yaptığı açıklamada,

gerillalara müdahale etmek isteyen 2 kobra helikopterin gerillaların karşılık vermesi üzerine alandan uzaklaşmak zorunda kaldığını bildirdi.

Türk ordusunun sivil yerleşim alanlarına yönelik bombardımanlarının da devam ediyor.

HPG BİM açıklamasında 27 Temmuz günü 17.00′da Şemzinan‘a bağlı Gumokê alanı,

Gare ve Konserve tepeleriyle Hacı Beg suyu ve Robînos vadileri Türk ordusu tarafından obüs ve havan toplarıyla bombardımanı bu sabaha kadar devam etti.

TÜRK ORDUSU ŞEMZİNAN‘DAKİ KAYIPLARINI GİZLİYOR

17 ÖZEL HAREKATÇININ CENAZESİ ŞEMDİNLİ KOMANDO TABURUNDA

Çatışmalardaki asker ölümlerini gizleyen Türk ordusu ve AKP iktidarı, Şemzinan‘da günlerdir gerillanın kontrolünde olan Şemzinan‘daki kayıplarını da gizliyor.

HPG BİM geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada bölgede en az 30 askerin öldüğü duyrulurken 1 askeri helikopterin de düşürüldüğü belirtilmişti.

Dicle Haber Ajansı‘da bölgede 17 Özel hareket timinin kaybolduğuna haberlerinde yer vermişti.

Şemzinan‘da 25 Temmuz günü helikopterle çatışma bölgesine indirilen ve bir daha haber alınamayan 17 özel harekat timinin çatışmada öldüğü belirtiliyor.

Dicle Haber Ajansına konuşan ve İsminin açıklanmasını istemeyen bir görgü tanığı, 26 Temmuz‘da Şemdinli 3. Dağ Taktik Komando Taburuna 17 özel harekatçının cenazelerinin getirildiğini söyledi.

Cenazelerin halen Tabur‘da tutulduğunu belirten görgü tanığı, komutandan „Bunları ne yapacağız nasıl olacak. 11 tanesi bizim diğerlerinin kim olduğunu teşhis edemiyoruz“ sözlerini duyduğunu belirtti.

Görgü tanığı tanık olduğu o anı DİHA‘ya şöyle anlattı:

„Helikopterden 17 cenaze indirildi. Cenazeler getirildikten sonra etrafta çok kötü bir koku yayıldı. Koku bana gelince merak ettim. Yaklaşmak istedim; fakat yakalaşamadım. Ama arkamda duran askerlerin, yine komutanlarının söylediklerini duydum. Bunları ne yapacağız nasıl olacak. 11 tanesi bizim diğerlerinin kim olduğunu teşhis edemiyoruz diyorlardı. Daha sonra savcı geldi baktı komutanlarla konuştu sonra ayrıldılar.“

26 Temmuz‘da getirilen cenazelerin hala Şemdinli 3. Dağ Taktik Komando Taburunda bekletildiği bildirildi.

NUÇE TV

Children first victims of sexual crimes

The Ministry of Justice has released figures related to crimes of sexual abuse in Turkey. The data show that 70 percent of these crimes are committed against children.

According to the 2011 data, children were victim of abuses in 18,334 cases, about 70 percent of the year’s 24,000 sexual assault crimes. Within the year 7,610 convicts were charged with raping children under the age of 15. And 4,903 out of those were charged with sexual abusing children and 1,759 were charged with statutory rape. In 2,013 cases the child’s mental health deteriorated.

Within the sex crimes committed against adults, the highest proportion belongs to sexual abuse, for which 12,621 convicts were sued. In 2011, cases of rape were filed against 2,857 convicts, while the number of files on child molestation was 1,989.

In 2011, 3,715 convicts were put on trial for sexual assault against adults, while 4,903 were charged with sexual assault against children.

Some 13,812 people were sued with the charge of sexual abuse and assault against children in 2009. In 2010, the number of files within this scope increased to 17,241 and reached 18,334 in 2011. In 2009 812 legal cases were filed regarding children forced into prostitution, but in 2011 the number was 672.

ANF

Irish Republican Information Service (no. 300)

Internet resources maintained by SAOIRSE-Irish Freedom
http://saoirse.info

In this issue:
1. RUC/PSNI members injured as Orange parade forced through Ardoyne
2. Republican Sinn Féin rejects sectarianism
3. Death of Republican Mary O’Neill
4. Vol Pat Cannon remembered in Dublin
5. British Secretary of State over-rules court in Martin Corey case
6. Danger of misuse of drugs
7. No child beauty pageant in Ireland
8. Tourists shoot at targets of Palestinians in Occupied West Bank
9. Hillary and Holder now free to stop Boston College subpoenas
10. Press Statement on Boston College subpoenas
11. Nigeria: deadly flooding in Jos in Plateau state

(mehr…)

Martin Corey exposes reality of British occupation

Martin Corey exposes reality of British occupation

The recent overturning of a court decision ordering the release of Martin Corey highlights the
reality that the Six-County state is both abnormal and undemocratic. The actions of British
Secretary of State Owen Paterson in subverting a British Court in order to imprison an Irish
Republican sends out the message that nothing has changed when it comes to
The enforcement of British rule in Ireland.

In his judgement Séamus Treacy ruled that the use of closed or secret evidence as the basis
for interning Martin Corey was a breach of his human rights under Article 5 (4) of the
European Convention on Human Rights. Despite this the British Secretary of State ordered
that the case be heard by a second judge effectively subverting the original judgment.

And so 41 years after the introduction of internment in the Six Counties it appears it is once
more being employed as a means of silencing Irish Republicans. What has happened to
Martin Corey constitutes not only an attack on Martin´s human and civil rights but are an
attack on the human and civil rights of all people within the Six Counties. The continued
imprisonment of Marian Price on trumped up charges coupled with the vindictive
imprisonment of Gerry McGeough tell us much about the true nature of British involvement in Ireland.

So much for the much heralded human rights agenda of the Stormont regime what we have
got instead is more of the same. We are calling on people to join the campaign for the
relaese of Martin Corey and help expose the true nature of British occupation in Ireland.

Críoch/Ends

http://www.irish-solidarity.net/

Oğuz Topal tedavisi için derhal serbest bırakılmalıdır!

1 Mayıs davası kapsamında 14 Mayıs’ta yapılan operasyonun ardından tutuklanan Oğuz Topal’ın ailesi ve arkadaşları kırık olan kolunun tedavi edilmesi ve bir an önce ameliyata alınması ve normal hayatına geri dönebilmesi için Oğuz’un derhal serbest bırakılmasını talep etti. Açıklama şöyle devam ediyor:

Oğuz bir yıldır haftanın altı günü sabah 8 akşam 8 (20:00) vardiyasıylar superonline şirketinde çalışmaktadır. Boş olan haftalık bir gününü ise evde bilgisayar başında dinlenerek geçirir.

Her ay eline geçen asgari maaşını da hiçbir geliri olmayan ablası ve annesinin geçimine harcıyor. Üzerine kayıtlı kredi kartının limiti ödeyemeyeceği kadar dolmuş durumda. Babası annesinden ayrı ve başka bir şehirde, Oğuzla herhangi bir maneviyatı yok. İki abisi de evli ve kendi geçimlerini sağlamak zorundalar herhangi bir maddi destek sunamıyorlar.

Bir trafik kazasında (7mart 2012) sağ el bileği kolundan çıkıyor ve sol elindeki parmağı kırılıyor. Her iki eli de alçılı vaziyette ve tedavi süresince kullandığı ilaç ile yarı baygın şekilde tüm zamanını evde uyuyarak geçirdi. 1 mayıs akşamı kollarındaki alçıları aldırdı fakat ilaçla tedaviye devam etti. Kolları alçıdayken verilmiş raporları emniyete, savcılığa, hakime ve adli tıppa sunduk.

Raporları veren hastahane son kontrol için oğuzu beklerken, 1 mayıs adındaki operasyonda gözaltına alındı ve tutuklanarak metris cezaevine hapsedildi. Cezaevinde 2. Haftasında gönderildiği devlet hastanesinde çekilen röntgende sağ el bileğinde bir kemiğin oturmadığı ve ameliyat gerektiği kendisine iletilmiş. Fakat ameliyat gerektiği halde kendisine sorulmadan alınan bir kararla jel, hap, burun spreyi ve buzluk gibi 6 ay sürecek bir tedaviye başvurulmuş 28.06.2012 -28.01.2013 tarihleri arasında verilmiş raporlar Oğuzun avukatında mevcuttur.

Oğuz’un herhangi bir organizasyona ayıracak vakti yoktur çünkü sürekli çalışarak aile geçimini sağlamaya çalışmaktadır. Emniyette kendisine sorulan toplantı ve yürüyüşe katılmadığını hatta savcılık ve hakim karşısında da ısrarla bunu belirtmiştir. 1 mayıs günü anarşistlerle bir ilişkisinin olmadığını, kendisine benzetilen kimliği belirsiz şahsın yüzünün yarısı kapalıdır. Resimde de kendisine hiçbir şekilde benzememektedir. Bir diğer resimde tşort benzerliği, yüzü kapalı ve kimliği belirsiz şahıs ise ellerini rahatça kullanan biridir. Kollarını o gün alçıda ve oynatamaz durumda olduğunu ısrarla her görüştüğü makamda ayrı ayrı belirtmiştir.

Kırılmış kol 1,5 ay sürede düzelir, ancak çıkmış bilek 4 ay sürede yerine oturacağını, bir doktordan aldığım bilgiyi iletmekte isterim. Yerine oturmasını bir kenara bırakalım şu an bile kullanamadığı kolu ile olay günü suç aleti kullanması imkansız hatta sağlık görevlisine göre ellerini resimde belirtilen şekilde kullanması mümkün değildir.

Hem pendikte maddi zorluklar içerisinde yaşayan ailemizin sağ salim geçimlerini sağlayabilmeleri, hemde kazadan dolayı oluşmuş, ileride muhtemel oluşabilecek el sakatlığının bir an önce ameliyata alınabilmesi için tutuksuz yargılanmasını talep ediyoruz.

Oğuz Topal’ın ailesi ve arkadaşları

Operationblackscare




kostenloser Counter
Poker Blog