Archiv für Oktober 2011

Die Türkei setzt im Krieg gegen Kurden und Kurdinnen erneut chemische Waffen ein

Pressemitteilung zu den jüngsten Kriegsverbrechen des türkischen Militärs im Krieg gegen die PKK

Am 24.10.2011 erreichte die Meldung die Öffentlichkeit, dass 24 nichtidentifizierte Leichname in das gerichtsmedizinische Institut nach Malatya gebracht worden sind. Daraufhin entsandten die Menschenrechtsorganisationen IHD und MEYA-DER, sowie die BDP eine Delegation nach Malatya, um die Leichname zu inspizieren. Dieser Versuch wurde von der Staatsanwaltschaft aus Malatya unterbunden, allerdings wurden der Delegation Bilder der getöteten Personen vorgezeigt. In der anschließenden Pressekonferenz vom 27.10.2011 erklärten die Mitglieder der Delegation, dass es sich bei dem Vorfall um ein Kriegsverbrechen handele.

Bei den getöteten Personen handelt es sich um Guerilla-Kräfte der PKK, die bei Gefechten mit dem türkischen Militär in der Kleinstadt Çukurca, zugehörig zur Provinz Hakkari, ums Leben kamen. Auf der Pressekonferenz vom 27.10. erklärte Selahattin Demirtaş, dass die Bilder der Staatsanwaltschaft deutlich zeigen, wie die Leichname der PKKler geschändet und zerstückelt worden seien. Am gestrigen Tag gaben die Volksverteidigungskräfte der PKK (HPG) ebenfalls eine offizielle Erklärung zu dem Vorfall ab. Sie bestätigten, dass es sich bei den getöteten Personen um Mitglieder der Volksverteidigungskräfte handele. Man habe während der Gefechte in Çukurca den Kontakt zu einer 35-köpfigen Einheit verloren. Bei den getöteten Personen handele es sich aller Wahrscheinlichkeit nach um Teile dieser Einheit.

Im wichtigsten Teil ihrer Erklärung nimmt die HPG darauf Bezug, wie die Guerilleros ums Leben kamen: Laut Augenzeugen habe das türkische Militär das Gebiet, in denen sich die HPG-Kräfte befanden, tagelang bombardiert und hierbei chemische Waffen und Napalmbomben eingesetzt. Diese Information wurde von HPG-Kräften weitergeleitet, die ebenfalls an den Gefechten beteiligt gewesen sind.

Damit begeht der türkische Staat zum wiederholten Male Kriegsverbrechen im Kampf gegen die PKK. Die Volksverteidigungskräfte fordern in ihrer Erklärung internationale Menschenrechtsorganisationen auf, die Region zu inspizieren, und die Kriegsverbrechen des türkischen Militärs zu dokumentieren. Wir unterstützen diese Forderung, denn ein Schweigen zu diesem Verbrechen wird den türkischen Staat ermutigen weiterhin zu diesen schmutzigen Kriegsmethoden zu greifen.

Dass der aktuelle Generalstabschef Necdet Özel für Menschenrechtsverletzungen und Kriegsverbrechen hinlänglich bekannt ist, wurde bereits in der Vergangenheit der Öffentlichkeit mitgeteilt. So beweisen Videoaufnahmen, dass Özel als Brigadegeneral im Mai 1999 in der Region Şirnak den Einsatz von chemischen Waffen gegen 20 Guerilleros der PKK anordnete. Anfang August dieses Jahres haben verschiedene Bundestagsabgeordnete der Partei DIE LINKE in einer gemeinsamen Pressekonferenz die Öffentlichkeit darauf aufmerksam gemacht, dass mit Necdet Özel ein Kriegsverbrecher das Amt des Generalstabschefs in der Türkei übernehme. Welchen Kurs das türkische Militär somit einschlagen werde, ließ sich vorausahnen. Die aktuellen Vorkommnisse bestätigen lediglich diese Befürchtungen.

Daher fordern wir zunächst internationale Menschenrechtsorganisationen dazu auf, das betroffene Operationsgebiet in Çukurca zu inspizieren und die Nutzung von chemischen Waffen seitens des türkischen Militärs zu dokumentieren.

Wir fordern die demokratischen Kräfte in Deutschland, die Zivilgesellschaft, sowie die Öffentlichkeit dazu auf, den Krieg in Kurdistan aufmerksam zu verfolgen, denn sowohl die Medien in der Türkei als auch in Deutschland versuchen die dortigen Kriegsverbrechen totzuschweigen. Zudem fordern wir die hiesige Öffentlichkeit dazu auf, Druck auf die Bundesregierung auszuüben, damit diese diplomatische Schritte gegen die Türkei einleitet, um sie zu einer friedlichen Lösung des Konfliktes zu bewegen.

Wir fordern die deutsche Bundesregierung dazu auf, die Kriegsverbrechen der Türkei zu ächten. Die deutsche Bundesregierung unterhält strategische Beziehungen zu ihrem NATO-Partner Türkei und beliefert diese seit Jahren mit militärischer Ausrüstung. Daher ist die Bundesregierung dazu verpflichtet, die Verbrechen des türkischen Staates zu verurteilen und alles in ihrer Macht stehende dafür zu tun, diese zu unterbinden. Sollte sie weiterhin demgegenüber tatenlos zusehen, ist sie in unseren Augen Mittäterin für die Verbrechen am kurdischen Volk.

31.Oktober 2011

YEK-KOM

Föderation der kurdischen Vereine in Deutschland e.V.

Das AKP (Un-)Rechtssystem: weitere Festnahmen und Haftbefehle

Kurden und Kurdinnen stehen immer noch unter der Repression der türkischen Regierung. Diese versucht mit allen Mitteln, die kurdische Opposition auszuradieren. In Istanbul und Riha (Urfa) wurden mindestens 65 Personen festgenommen und gegen weitere 105 Personen wurden Haftbefehle erteilt.

(mehr…)

Yaşamını yitiren Gerillalarımız

Kimyasal gazlar, katliamlar ve AKP / Diren Dicle

Kürt sorununda uyguladığı inkar ve imha politikaları kirli savaşın en kanlı adresi haline dönüşen AKP Hükümeti, şehirler de siyasal soykırım operasyonları düzenlerken, dağlarda ise askeri başarısızlığa uğradığı HPG güçlerine karşı ise en kaba tabiri ile Cenevre Savaş Sözleşmesi gibi uluslar arası sözleşmeleri ayaklar altına alarak napalm ve kimyasal gazlar kullanarak savaş suçlarına yenilerini ekliyor. İnsanlık tarihinde Adolf Hitler ve Saddam Hüseyin gibi diktatör ve faşist rejimler ile anılan ve bir utancın adı olan kimyasal silahlar 30 yıldır PKK’ye bağlı gerilla güçlerine karşı zaman zaman kullanılsa da AKP Hükümeti döneminde bu doruğa ulaştı. Son olarak Hakkari’nin Çukurca İlçesi’nde 34 gerillanın napalm ve kimyasal gazlarla katledilmeleri ve yanmış ve kömürleşmiş bedenler ile tanınmayacak halde olan gerilla bedenleri bir kez daha gözleri Türk devletinin işlediği savaş suçlarına çevirdi. İnsanlığı utandıran bu kareler AKP Hükümeti ve Türk devletinin Kürt halkına karşı ne kadar korkunç bir savaş yürüttüğünün de kanıtı durumunda.

‘KİMYASAL NECDET..’

Keza AKP Hükümeti son olarak ta geçtiğimiz Ağustos ayında gerilla güçlerine karşı kimyasal silah kullandığı elde edilen görüntülerle ortaya çıkan ve bir çok savaş suçu ile kirli bir künyesi olan Orgeneral Necdet Özel’i Genelkurmay Başkanlığı’na getirdi. AKP’nin Genelkurmay Başkanlığı’na getirdiği Özel’in komutasında 11 Mayıs 1999 günü Şırnak’ın Silopi İlçesi’ne bağlı Ballıkaya (Bilika) Köyü yakınlarında ARGK gerillalarına karşı kimyasal silah kullandığı ve 20 gerillanın bu şekilde katledildiği kamera görüntüleri ile belgelenmişti.

‘NE HİTLER’İ NE SADDAM’I ARATTILAR‘

Türk devleti ve AKP Hükümeti’nin Çele’de 34 gerillayı kimyasal ve napalm bombaları ile katlederek insanlık tarihinde bir utanç olarak yer alacak olan savaş suçu ilk değil. Yaşamını yitiren gerillaların cansız bedenlerine işkence uygulayan ve tanınmayacak hale getiren Türk devletinin savaş suçu olan kimyasal silah kullanması konusundaki sicili ne Hitler’i ne de Saddam’ı aratıyor. İnsan hakları kuruluşlarının verilerine göre bugüne kadar 1994 yılından 2011 yılına kadar yapılan operasyonların 39′unda kimyasal silah kullanıldı. Rapora göre, “Doğa ve araziye yönelik kimyasal kullanım iddiası: 5 Biyolojik silah kullanımı iddiası: 2

Kimyasal silah kullanımı sonucu yaşamını yitiren gerilla sayısı: 437 ve Kimyasal silah kullanımı sonucu telef olan hayvan sayısı ise 134″

Türk devletinin 90’lı yıllarda ve AKP Hükümeti döneminde kimyasal gazlar ile işlediği insanlık suçlarından bir kısmı ise şöyle;

*Malatya’dan PKK’ye katılmak üzere yola çıkan ancak henüz katılım sağlayamadan Adıyaman’ın Bezar Dağı’nda 17 Mayıs 1994 tarihinde düzenlenen bir operasyonda toplu halde 22 dershane öğrencisi ve onları almaya gelen 6 PKK gerillası kimyasal silahlarla katledildi. Dönemin görgü tanıkları yıllar sonra Kürt basınına konuşurken, yaşamını yitiren gençlerin vücudundaki yanıkları ve dağa yayılan ağır kimyasal kokusunu hala dün gibi hatırladıklarını anlattılar. Bezar’da zulüm bununla da bitmedi ve bölgede o günleri yaşayan herkesin şahitliğinde cenazeler at ve katırlara bağlanarak karayoluna kadar yerde sürüklendi. Buradan kamyon kasasına doldurulan 22′si sivil 28 gencin cenazeleri Adıyaman’a getirilerek karakol bahçesinde uzun süre bekletildi.

*Van’ın Gürpınar İlçesi’ne bağlı Yalınca (Dim) Köyü’nde 1994 yılında biri kadın 42 gerilla kimyasal silahlar katledildi. Görgü tanıkları çatışmada gerilla karşısında hiçbir sonuç alamayan Türk ordusunun kimyasal silah kullandıklarını ve bedenleri kömüre dönen gerillaların iki gün operasyon alanında bırakıldığını ve daha sonra katır ve at ile iplere bağlanarak Tüzek Köyü’ne yakın bir bölgede toplu olarak gömüldüklerini ifade etti. Kimyasal silahlarla katledilen gerillalara ait toplu mezar 2009 yılında ortaya çıkarıldı.

*Türk ordusu 1995 yılında Siirt’in Şirvan İlçesi ile Bitlis arasında kalan Geliyê Şêx Cuma alanında gerçekleştirdiği kapsamlı operasyonda kimyasal silah kullanarak, 80 gerillayı katletti ve ardından toplu olarak bir çukura gömdü. Gerillaya karşı yapılan operasyona tanıklık eden bir kişi, 17 Haziran 2011 yılında Fırat Haber Ajansı’na konuşarak, “Gerilla birliği kadın ve erkeklerden oluşmaktaydı. Operasyonun son zamanlarıydı, askerler verdikleri kayıplardan dolayı çılgına dönmüşlerdi. Bu dönemde artık son çare olarak, kimyasal silaha başvurdular. Bu uygulama sonucunda, 80 gerilla yaşamını yitirmişti” dedi.

*Mardin’in Midyat İlçesi Bagok Dağı bölgesi Üçköy (Sêderî) Köyü kırsal alanında 1996 yılında çıkan çatışmada bir kez daha kimyasal silah kullanıldı. Kimyasal silah kullanımı sonucu yaşamını yitiren 9 gerilla Üçköy’ün eski köy yolunda kepçeyle açılan bir çukura gömüldü. Cenazeleri gören bir köyle ise gerillalarda hiçbir kurşun izi yada kan izi olmadığını belirtti.

*Dersim’in Çemişgezek İlçesi’nde 11 Nisan 1997 tarihinde çıkan bir çatışmada yaşamını yitiren 21 PKK gerillasının kimyasal silahla katledildikten sonra toplu olarak defnedildi. Kod isimleri ve doğum yerleri Malatya Özel Yetkili Başsavcılığı’nda bulunmasına rağmen 14 yıldır cenazeler ailelerine verilmiyor. Cenazelerin verilmemesi ise kimyasal silah kullanımı iddialarını güçlendiriyor.

*Batman’ın Sason İlçesi’ne bağlı Tanzê (Heybeli) Köyü Newala Çargê Mezrası’na 1999 yılı Şubt ayında operasyon düzenleyen askerlerin 15’i PKK gerillası ikisi sivil olmak üzere 17 kişiyi kimyasal gaz kullanarak öldürdüğü ileri sürüldü. Bölgeye giden asker ve korucular, cesetleri bir alanda toplayarak topluca yaktıktan sonra üzerlerine toprak örterek gömdü.

* Şırnak’ın Silopi İlçesi’ne bağlı Ballıkaya (Bilika) Köyü yakınlarında 11 Mayıs 1999 tarihinde gerçekleştirilen operasyonda yaşamını yitiren 20 PKK gerillası kimyasal silahlarla katledildi. Ancak operasyon bölgesindeki kimyasal gaz tüpleri gerillalar tarafından alınarak incelenmesi üzerine Almanya’ya gönderildi. Yapılan analizler kimyasal gazlı bombaların kullanıldığını bilimsel raporlarla ispatlandı. Ancak bu olayın en çarpıcı yanı ise kamera görüntüleri ile de ispatlanan bu savaş suçunu bizzat bugün Genelkurmay Başkanı olan Necdet Özel’in komutasında gerçekleştirilmesiydi.

*Bitlis’in Tatvan İlçesi Kokarsu (Arpêt) Köyü Geliyê Karoka mezrası kırsalında 7 Ekim 1999 tarihinde gerillalar ile askerler arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Türk ordusu gerilla güçleri karşısında başarısız olunca kimyasal gaz kullandı. Kimyasal gaz kullanımı sonucu 34 gerilla yaşamını yitirirken, Türk devleti bir kez daha kirli savaş suçunu ört pas etmek için gerillaları ailelerine vermeyerek toplu olarak bir çukura gömdü.

*Bingöl’ün Yedisu İlçesi Elmacık Köyü Gelincik Mezrası’nda 12-23 Mayıs 2001 tarihleri arasında gerçekleştirilen askeri operasyonda 20 gerilla kimyasal silahlar ve yargısız bir şekilde infaz edildi. İHD tarafından yapılan incelemeler de bu bilgiyi doğrularken, olayın araştırılması için yapılan suç duyurusu ise yanıtsız kaldı.

AKP KİRLİ SAVAŞI DEVRALDI….

*AKP Hükümeti dönemin de bu insanlık suçu adeta tavan yaptı. Batman’ın Beşiri ilçesi kırsalında 2003 yılının Ağustos ayında düzenlenen askeri operasyon sonucu çıkan çatışmada yaşamını yitiren 7 HPG’linin cenazesinde derin yanıklar tespit edildi.. Yaşamını yitirenlerin cesetlerinde derin yanıkların yanı sıra kimyasal madde sonucu oluşan deri yanması ve dökülmesi yaşandığı gözlendi. Görgü tanıkları kimyasal silah kullanıldığı yönünde beyanlarda bulundu ancak Türk yargısı da adeta bu yaşananlara çanak tutar gibi hiçbir soruşturma açmadı.

*Yine 6 Mayıs 2004 tarihinde Siirt ili Eruh İlçesi Gedikaşar (Ersi) ile Kuşdalı (Şavuran) köyleri arasındaki Çaçi Dağı kırsalında 6 gerilla kimyasal silahlar ile katledildi. Daha sonra bedenlerine işkence edildikten sonra kimsesizler mezarlığına gömüldü. Gerillaların ailelerinin girişimlerine rağmen cenazeler verilmezken İHD Bölge Temsilciliği yaptığı incelemeler sonucunda kimyasal silah kullanıldığına ilişkin ciddi emarelerin olduğunu açıkladı.

*Kimyasal silahlardan dolayı kimi zaman hayvanlar da telef oldu. Hakkari’nin Berçelan Yaylası’nda 22 Eylül 2004 tarihinde operasyona çıkan Hakkari Dağ Komando Tugayı’na bağlı askerlerin operasyon sırasında ormanlık alana kimyasal gazlar attı. Kimyasal gaz nedeniyle bölgede otlayan çok sayıda hayvan telef oldu. Ayrıca askeri birlikler bölgeye yakın köyleri ve Koçerleri yayladan uzaklaştırarak, yaylaya giriş çıkışları yasakladı.

*Türk ordusu bu kez Cudi Dağı’nda 31 Mart-7 Nisan 2005 tarihleri arasında gerçekleştirdiği operasyonda kimyasal silah kullanması sonucu 5 gerilla yaşamını yitirdi. Kimyasal ile katledilen gerillaların cenazeleri operasyon bölgesinde bırakılarak ailelerine verilmedi.

*Hakkari-Şırnak-Van üçgeninde yer alan Berwarsevdin bölgesi Çiya Reşkê alanında 14 Temmuz 2005 tarihinde askerler ile HPG arasında çıkan çatışmada Hacer Benek, Vahit Bilir, Mehmet Emin Sincar, Rıfat Baysal ve Hasan Esmer isimli gerillalar kimyasal silahlar ile katledildi. Türk devleti bir kez daha savaş suçunu gizlemek amacıyla cenazeleri operasyon bölgesinde bırakarak ailelerine teslim etmedi. Bununla da yetinmeyen Türk ordusu cenazelerin aileleri tarafından alınmak istenmesi üzerine operasyon alanını sivillere yasakladı.

*Türk ordusu kimyasal silahlarla savaş suçu işlemeyi sürdürdü. 23 Şubat 2006’da Mardin’in Dargeçit İlçesi’ne bağlı Bakwan ile Guriza köyleri arasında yürütülen operasyonda kimyasal gaz kullanarak, 7 gerillayı katletti. Gerillalardan Ergin Ekinci’nin ağabeyi Ömer Ekinci, kardeşinin vücudunun tamamen sararmış halde olduğunu söyledi.

*Yine Kürtlerde infiale yol açan 24 Mart 2006 yılında Muş’un Şenyayla kırsalında kimyasal gazlar kullanılması 14 HPG’li yaşamını yitirdi. Gerillaların 6’sında da ne kan izi ne de kurşun izi bulundu. Gerilla aileleri çocuklarının üzerinde tek bir kurşun izi bulunmazken, bedenlerinin sararıp kararmış olması karşısında ise dehşete düştüler. Otopsi rapoları ise gerilla ailelerinin tüm ısrarlarına rağmen kendilerine verilmedi.

TANIK KORUCU KONUŞTU;

*Şırnak’ın Cudi Dağı’nda Nisan 2006’da düzenlenen operasyonda HPG üyesi Yıldız Demirdağ (Nursel Şimşir), Hatice Erbağ (Cihan Zilan) ve Cihan Ülüş’ün (Yılmaz Xorto) adlı 3 gerilla kimyasal silahlar ile katledildi. Türk devleti cenazeleri ailelerine verilmezken, olaya tanıklık eden bir korucu, gerillalara kimyasal bombalar atıldığını ve olay yerine ise ancak iki gün sonra özel giysiler giyen komandoların giderek cenazeleri getirdiğini anlattı. Kürt basınına konuşan korucu, kimyasal silahla katledilen gerillaların vücutlarının şişmiş ve kırmızı benler oluştuğunu anlattı.

*2006 da kimyasal silah kullanımının ardı arkası kesilmedi. Şırnak’ın Besta bölgesinde 12 Nisan 2006’da düzenlediği askeri operasyonda bir kez daha kimyasal silah kullanılarak 8 HPG’li katledildi. Türk devleti gerilla cenazelerini ailelerine teslim etmeyerek kimsesizler mezarlığına defnederek cenazelere uyguladığı vahşeti gizlemeye çalıştı.

* Dersim-Erzincan-Bingöl üçgeninde bulunan Lameç Vadisi’nde 31 Ağustos 2006 tarihinde HPG’li Cengiz Ersöz kimyasal silah kullanılarak katledildi. Ersöz’ün vücudunda tek bir mermi izi bulunmazken, vücudunun yanmış ve dökülmüş olduğu görüldü. Ailesine ise otopsi raporu verilmedi.

*Van’ın Erciş İlçesi Karadoğan Köyü kırsalında 15 Eylül 2006 tarihinde meydana gelen çatışmada yaşamını yitiren ve Erciş Devlet Hastanesi’ne götürülen 6 gerillanın vücutlarında belirgin yanıklar olduğu görüldü. Yanıkların çatışmada kimyasal silah kullanmaktan kaynaklanmış olabileceği şüpheleri uyandırdı.

*Türk ordusu Kasım 2006’da Dersim ile Bingöl arasındaki düzenlediği operasyonda kimyasal silah kullanması sonucu İzettin Karakaya adlı gerilla yaşamını yitirdi. Karakaya’nın vücudunda derin yanıklar oluştuğu görüldü.

*Dersim’in Ovacık İlçesi kırsalında 1 Ağustos 2007 tarihinde 6 HPG’li Türk ordusunun bir kez daha kimyasal silah kullanması sonucu yaşamını yitirdi. Kimyasal silahtan dolayı tamamen yanan gerilla bedenleri parçalanmış bir şekilde ailelerine teslim edildi.

*Türk ordusunun kimyasal silah kullandığına dair önemli bir kanıt sunan bir olay da Şırnak’ta yaşandı. Şırnak’ın Uludere İlçesi’ne bağlı Uzungeçit Beldesi kırsalında 23 Ağustos 2007 tarihinden çıkan çatışmada 11 HPG’li yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren HPG’lilerin cesetlerinde derin yanıklar olduğu görüldü. Gerillaların katledildiği bölgede daha sonra otlayan hayvanların ölümüyle kimyasalın kullanıldığı kesinleşmiş oldu. Keza operasyon alanında çatışmadan 5 gün sonra otlanan 2 at, 4 katır, 1 eşek 19 inek, ve 24 koyunun yedikleri ottan zehirlenerek telef oldu.

*Siirt merkeze bağlı Kelekçi Köyü kırsalında 12 Eylül 2007 tarihinde çıkan çatışmada yaşamını yitiren 4 HPG’li kimyasal silahlar ile katledildi. Cenazeler yanıklardan ötürü tanınamaz halde olduğu için 2 gerillanın teşhis işlemi yapılamadı.

*Hakkari’nin Yüksekova İlçesi Geliyê Dostki alanında 1 Ağustos 2008 tarihinde çıkan çatışmada 2 HPG’li kimyasal silah kullanılması sonucu yaşamını yitirdi. Aileler çocukların kömür gibi yanmış bedenleri karşısında dehşete düşerken, bunun bir vahşet olduğunu dile getirdiler.

*Bitlis’in Mutki İlçesi kırsalında 26 Ağustos 2008 tarihinde Türk ordusu çatışmaya girdiği HPG’ye karşı bir kez daha kimyasal silah kullanması sonucu 9 gerilla yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren gerillalardan Sadrettin Varol’un babası Seyfettin Varol, çocuklarının kimyasal silahlarla öldürüldüğünü söyleyerek, “Malatya Devlet Hastanesi yakınında bir depoda tutulan oğlum ve diğer arkadaşların vücutlarını gördüğümde başta yaktıklarını sandım, ancak yakından bakıldığında kimyasal silahlarla öldürüldüğünü fark edebiliyorsun” dedi.

NAPALM KULLANDILAR

Türk ordusu kimyasal gazlar ile birlikte napalm ve misket bombalar da kullandı. Özellikle Güney Kürdistan’a yönelik operasyonlar da yasaklanan ve kullanımı insanlık suçu olarak görülen bu bombaları Türk devleti kullanmaktan geri durmadı.

*Türk savaş uçaklaın 20 Ocak 2009 tarihinde Kandil Dağı’nın doğusunda yer alan Süleymaniye’nin Sengaser kasabasına bağlı sivil yerleşim alanlarına yönelik düzenlediği hava saldırısından sonra yöre halkında önce çocuklarda sonra büyüklerde mide bulantısı, kusma, öksürük, ishal, kızarıklık ve göz ağrısı gibi çeşitli hastalık vakalarının görülmeye başlandı. Yapılan araştırmada bunun atılan kimyasal gazdan kaynaklandığı belirlendi. Ancak bu dönemde aynı bölgeye napalm bombaları da atılmaya başlandı.

* Siirt’in Eruh İlçesi Çırav Dağı’nda 15 Mayıs 2009 tarihinde yapılan operasyonda çıkan çatışmada 4 gerilla yaşamını yitirdi. Ancak, teşhis giden aileler, çocuklarının vücutlarında herhangi bir kurşun izi olmadığını ve yanıklarla dolu bedenler ile karşılaştılar.

ÇUKURCA İNSANLIK SUÇU BELGELENDİ…

Türk devletinin Çukurca’da bundan iki yıl önce de tıpkı 34 gerillayı kimyasal silahlar ile katletmesi gibi 8 gerillayı da aynı şekilde katletmişti. Ancak, Türk devletinin 8 Eylül 2009 tarihinde kimyasal silahlar ile gerçekleştirdiği vahşet bu defa tüm bilimsel yönleri ile ispatlanmıştı. Çukurca İlçesi’ne bağlı Kazan Vadisi’ndeki operasyon kapsamında 8 Eylül 2009 tarihinde çıkan çatışmada yaşamını yitiren 8 gerillanın katledilmesi ile ilgili fotoğraf ve materyalleri ele geçiren insan hakları kuruluşları, bu materyalleri incelenmek üzere Almanya’ya gönderdi. Hamburg Üniversitesi TSK’nın kimyasal silah kullandığını raporla ispatladı. Alman basını, sarı torbalara konulmuş ve deforme olmuş, gerilla cenazelerinin fotoğraflarını da yayınlayarak, kimyasal silah ve yasaklı silahların kullanıldığını belirtti. Alman insan hakları savunucuları ve siyasetçiler, Türkiye’ye ‘savaş suçu’ sayılan bu olaylara yönelik açıklık getirmesi çağrısında bulundu. Der Spiegel dergisi, “Türkiye, Kürtleri kimyasal silahlarla öldürdü” başlıklı haberinde, Eylül 2009’da bir çatışmada yaşamını yitiren militanların parçalanmış cesetlerinin fotoğraflarına yer vererek, “zulmün en kötüsü” dedi. Ancak, Türk devleti bunların hiç birine açıklık getirmezken bir kez daha aynı bölgede kimyasal silahlarla gerillayı katletmeyi sürdürdü.

DERSİM’DE FOSFOR KULLANDILAR…

*Türk Başbakan Tayyip Erdoğan, İsrail’i ‘çocuk katili’ ya da savaş suçu işliyor diye dursun Kürt coğrafyasına da ise İsrail yöntemlerini kullanmaktan geri durmadı. Keza Türk devleti İsrail’in Gazze’ye 2008 yılında kullandığı ve kadın, genç ve çocuk demeden bin 400 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan fosfor bombalarını Dersim dağlarında kullandı. Mayıs 2010 tarihinde kimyasal madde içeren ve dünya çapında yasaklanan fosfor bombası kullanılması üzerine BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, konuyu meclise taşımıştı.

* Hakkari’nin Şemdinli İlçesi Beyyurdu (Bidav) Köyü kırsalında 5 Temmuz 2010 tarihinde 11 HPG’li kimyasal silahlarla katledildi. Gerillaların bedenleri üzerindeki tahribat insanın kanını dondururken, aileler ise teşhiste zor anlar yaşadı. Dönemin BDP Genel Saymanı Salih Yıldız, görgü tanıkları ve morg görevlilerinden cenazelerin tanınmaz durumda olduğuna dair bilgi aldıklarını belirterek, “Hakkari morgunda vahşetin fotoğrafı ve izleri hakimdir” diyordu

.

*Batman’ın Beşiri İlçesi kırsalında çatışmada 8 Ağustos 2010 tarihinde çıkan çatışmada da gerillaya karşı kimyasal kullanıldı. Kimyasal sonucu 5 gerillanın yaşamını yitirirken, bedenler ise paramparça edilmiş bir şekilde ailelerine teslim edildi. PKK’li Mehmet Önkol’un babası Arif, oğlunun vücudunda herhangi bir kurşun izi bulunmadığını ve vücudunun yanmış bir şekilde olduğunu ifade etti.

*Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde 20 Ağustos 2010 tarihinde yaşamını yitiren 4 gerillanın da kimyasal silah kullanılarak katledildiği belirlendi. Görgü tanıkları, çatışma sonrası gerilla cenazelerinin üzerine giden askerlerin gaz maskeleri taktığını belirtti.

*Van ve Hakkari arasında bulunan kırsal alanda 6 Eylül 2010 tarihinde bizzat dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Erdal Ceylanoğlu’nun komutasında eylemsizlik halindeki gerillaya karşı operasyon düzenlendi. Operasyonda çıkan çatışmada gerillaya karşı kimyasal silah kullanılması sonucu 9 gerilla yaşamını yitirdi. Cenazelerin yıkama işlemi sırasında derilerinin kalktığı ve parçalanma olduğu görüldü. Bazı cenazeler de ise bıçak izleri ve kiminin ise boğazının kesildiği görüldü.

* 26 Nisan 2011 tarihinde Dersim’in Pülümür ilçesinde meydana gelen çatışmada 7 gerilla yaşamını yitirdi. Ancak daha sonra operasyonda naneli şeker kokan, mide bulandıran ve boğazda yanmalara neden olan bir madde kullanıldığı belirtildi. Gerillaların aileleri ise yıkama esnasında dokundukları çocuklarının vücutlarına dokundukları bölgede kaşıntı oluştuğunu ve uyuşukluk meydana geldiğine dikkat çektiler.

* Bitlis’in Geliyê Şêx Cuma alanında 18 Mayıs 2011 tarihinde askerler tarafından başlatılan operasyonda yaşamını yitiren Rıdvan Aktaş adlı gerillanın kimyasal silahla katledildiği belirtildi. Aktaş’ın cenazesi yıkandığı sırada vücudunda yaygın kurşun izi olmadığı görü lürken, vücudunun bazı bölgelerinde derilerin parça parça kalktığı gözlendi.

*Türk ordusu 28 Mayıs 2011 tarihinde Medya Savunma Alanlarına bağlı Zap’ın Mahir Mirzo, Xeregol alanları ile Horê, Reşmê, Zerê ve Şifreza köylerine yönelik olarak uluslar arası savaş kurallarına aykırı olmasına karşın misket tipi bombalar attı.

*31 Temmuz 2011′de Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde çıkan çatışmada yaşamını yitiren Bedran Kaya adlı HPG’linin vücudunda herhangi bir kurşun izinin olmaması ve cenazesini yıkayanlar tarafından derisinin parça parça döküldüğüne dair bilgiler verilmesi kimyasal silah kullanıldığını ortaya koydu.

Diren Dicle

A-Med News Agency

Mutmaßliches Kriegsverbrechen an 24 Guerillas

Am 22.10.2011 wurden in der Nähe der kurdischen Kleinstadt Çelê (Çukurca) vom türkischen Militär mindestens 24 Guerillas der kurdischen Volksverteidigungskräften HPG getötet worden. Bei dem Angriff auf die Guerillaeinheiten gibt es deutliche Hinweise und Zeugenaussagen, die auf einen Einsatz chemischer Waffen und damit ein Kriegsverbrechen der türkischen Armee hinweisen. Die Körper der 24 Gefallenen lagern im Moment in der Gerichtsmedizin in Malatya. Nach Aussagen von Familienangehörigen, welche die Leichen in Augenschein genommen haben, sind die Körper der Gefallenen schwer verkohlt. Dies unterstützt auch die AugenzeugInnenaussagen der Guerilla die behaupten, dass das türkische Militär habe Napalm und Chemiewaffen eingesetzt. Bei vielen der Toten fehlen auch Organe und Körperteile.

Der Generalstabschef Necdet Özel hat seinem Namen Chemie Necdet erneut Ehre gemacht

Die HPG hatte erklärt, dass sie zu einer 35-köpfigen Guerillagruppe zwischen dem 22. und dem 24.Oktober nach schweren Luftangriffen durch die türkische Armee, mit Einsatz chemischer Waffen, den Kontakt verloren habe:
„Ein großer Teil einer 35-köpfigen Einheit unserer Guerilla, von unseren Kräften in der Region Colemêrg und Çelê, ist im Rahmen von Luftangriffen und verschiedenen benutzten Waffentypen gefallen. Aufgrund des Einsatzes tonnenschwerer Bomben sind etliche unserer FreundInnen getötet worden. Trotzdem leisteten Andere noch zwei Tage lang mutigen Widerstand gegen die faschistischen, feindlichen Einheiten und fielen in dieser Auseinandersetzung. Der Widerstand dieser FreundInnen überraschte den Gegner. Es war erst durch den Einsatz verbotener Waffen möglich, unsere FreundInnen umzubringen.“

Weiterhin liegen ZeugInnenaussagen der HPG zum Einsatz chemischer Waffen vor: „Aussagen von FreundInnen, die ebenfalls an der Auseinandersetzung beteiligt waren und ihre Einheiten dennoch wohlbehalten erreichen konnten und unsere Untersuchungen belegen, dass das Besatzerheer der Türkei internationale Abkommen und das Kriegsrecht durch den Einsatz etlicher verschiedener illegaler Waffen brach. Kriegsflugzeuge, Kobra-Hubschrauber, Panzer. Artillerie und Mörser haben tagelang, pausenlos bombardiert und dabei Napalmbomben eingesetzt. Es wurden auch Spuren chemischer Waffen entdeckt. Die chemischen Waffen, die mittlerweile einen Klassiker des türkischen Militärs darstellen, verschwanden auch nach tagelangen Regen und Schneefällen nicht. Der momentane oberste Kommandant des Heeres, Necdet Özel, der aufgrund seiner Taktiken von der kurdischen Bevölkerung als Chemie Necdet bezeichnet wird, hat mal wieder seinem Namen alle Ehre gemacht.“
Die HPG rief alle Menschenrechtsorganisationen und demokratischen Einrichtungen und Institutionen dazu auf, den Einsatz chemischer Waffen in diesem Rahmen zu untersuchen.

„Die Leichen unsere Kinder wurden in Kohle verwandelt“

Der Vater der gefallenen Guerilla Ebru Muhikanci erklärte, nachdem ihm die Leiche seiner Tochter in Malatya übergeben worden ist, dass alles darauf hindeutet, dass die Guerillas mit Chemiewaffen umgebracht worden sind. Er erklärte, dass an dem zur Unkenntlichkeit verbrannten Körper seiner Tochter keinerlei Einschussspuren zu finden gewesen seien. Er erklärte weiter „Die Körper unserer Kinder sind in Kohle verwandelt worden.“ Die anderen Körper in der Leichenhalle seien in ähnlichem Zustand.
Der Mesopotamische Verein zur Unterstützung der Familien die Angehörige verloren haben erklärte zum Ereignis: „Dass die 24 Guerillas zusammen mit chemischen Waffen umgebracht worden sind, wurde schon von den Familien ermittelt.“

Reaktionen in vielen kurdischen Städten

In vielen kurdischen Städten kommt es trotz der Ausnahmesituation aufgrund des schweren Erdbebens in Wan zu immer größeren Protestbekundungen wegen des Massakers im Kazan-Tal bei Çelê. In Amed, Idîl, Şîrnex, Wan, Elîh, Suruç, Bîsmîl, Cizîre, Silopi, Serêkanî und vielen anderen Städten kam es zu Proteststreiks und Großdemonstrationen, die häufig zum Ziel von schweren Polizeiangriffen wurden. In Amed wurden bei einem solchen Angriff u.a. zwei ParlamentarierInnen der linken, prokurdischen BDP von Polizisten mit Schlagstöcken misshandelt.

Die HPG gab in einer Erklärung die Identitäten der Einheit, zu der der Kontakt verlorengegangen ist, bekannt. Von 31 Guerillakräften konnte die Identitäten ermittelt werden, von den vier übrigen werde man die Identitäten demnächst bekannt gegeben.

ISKU

fotos AMED 29.10.2011

http://www.imgbox.de/users/public/images/ZHTYFTPpSx.gif

VIDEO AMED 29.10.2011

Uploaded with ImageShack.us

Avrupa da Türk faşistlerinin saldırıları

Münih

Almanya’nın Münih kentinde gösteri yapan Kürtlere, kalabalık faşist grup tarafından saldırı düzenlendi. Olayda 3 Kürt genci gözaltına alındı.

Almanya’nın Münih kentinde Mezopotamya Kültür Derneği ile Alman anti faşistler saat 14.00’da Türk ordusunun operasyonları ile PKK lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridi protesto etmek için miting yaptı.

Şehir merkezinde sayıları 100 civarında olan Kürtlerin mitingi başlar başlamaz, Türk faşistler miting alanına gelerek saldırıda bulundu. Mitinge katılan Kürt gençlerinin karşılık vermesi üzerine çıkan çatışmada yaralanan olmazken, 3 Kürt genci polis tarafından gözaltına alındı.

Çatışma üzerine olay yerine 150 üzerine polis sevk edilirken, sayıları giderek artan faşist kesimler Kürtlerin bulunduğu bölgeyi kuşatmaya aldı.

ANF’nin ulaştığı bir Kürt gösterici, bulundukları alanda bine aşkın polisin, sayıları 2 bini bulan faşist kesimleri önlemeye çalıştığını söyledi. Organizeli bir saldırıya maruz kaldıklarını belirten gösterici, bölgede gerginliğin devam ettiğini bildirdi.

Bielefeld

Almanya’nın Bielefeld kentinde yürüyüş düzenleyen faşistler Kürt derneğine saldırı girişiminde bulundu. Dernek önündeki gerginlik sürüyor

Edinilen bilgilere göre, Bielefeld’te bine aşkın kişi Çukurca’daki asker ölümleri gerekçesiyle Kürt karşıtı yürüyüş düzenledi. Polis gözetiminde yapılan yürüyüşte faşistler, Kürt Kültür Merkezi’nin bulunduğu bölgeye gelince derneğe saldırı girişiminde bulundu. Kürt gençlerinin saldırıya karşılık vermesi kısa süreli çatışma yaşandı. Polisin olayları önlemede güçlük çektiği bildirilirken, kültür merkezi önündeki gerginlik devam ediyor.

http://www.imgbox.de/users/public/images/LixbHQMHyl.jpg

http://www.imgbox.de/users/public/images/cCF3VXBSqL.jpg

http://www.imgbox.de/users/public/images/jmN1yctI6H.jpg

http://www.imgbox.de/users/public/images/6k6AX7AsAV.jpg

Paris

Fransa’nın başkenti Paris’te Türk ırkçı kesimlerinin yapmak istedikleri Kürt karşıtı yürüyüşe tepki gösteren Kürt gençleri de sokağa çıkarak yürüyüşe geçti.

Asker ölümlerini bahane ederek Kürtlere karşı yürüyüşler düzenlemek isteyen Türk ırkçı kesimler başkent Paris’in Bastil’e bölgesinde toplanmaya başlarken, Kürt gençleri de yürüyüşe geçti. Sayıları 250 civarında olan Kürt gençleri, faşist kesimlerin saldırılarına izin vermeyeceklerini belirterek, polisin yoğun önlemler aldığı Bastil bölgesine doğru yürüyüşe geçti.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın posterleri, PKK ve KCK bayrakları taşıyan gençler, “Biji Serok Apo” ve “Kürdistan faşizme mezar olacak” şeklinde sloganlar atıyor. ANF’ye konuşan Ahmet adlı genç, “Faşistler yürüyüş bahanesiyle toplanıp dernek ve halkımıza ait yerlere saldırıyorlar. Bu saldırılara asla izin vermeyeceğiz” dedi.

Bastil bölgesinde, saat 14.00′te başlaması planlanan Kürt karşıtı gösteriye 200 dolayında kişinin katıldığı, ancak sayı azlığı nedeniyle henüz yürüyüşün başlamadığı bildirildi.

Irkçı kesimler, geçtiğimiz hafta Pazar günü Almanya ile Hollanda’da Kürtlere ait derneklere saldırılar düzenlemişti. Amsterdam Kürt Kültür Derneğine yapılan saldırıda 9 kişi yaralanmıştı.

**

Fransa‘nın başkenti Paris‘te Kürt gösteri düzenleyen Türk faşistleri ile Kürt gençleri arasında çatışma çıktı.

Asker ölümlerini bahane ederek başkent Paris’in Bastil bölgesinde yürüyüş düzenleyen faşist bir grup ile Kürt gençleri arasında çatışma çıktı. Kürt karşıtı yürüyüşe izin vermeyeceklerini belirterek Bastil Meydanına giden Kürt gençleri, burada toplanan faşist grupla çatıştı. Olay sırasında çok sayıda kişi yaralandı.

Faşistler bölgeden ayrılırken, bu kez olaylara müdahalede bulunan polis ile Kürt gençleri arasında çatışma çıktı. Polis ile gençler arasında çatışmaların devam ettiği bildirildi.

Viyana

Avusturya’nın Viyana kentinde Kürt karşıtı gösteri nedeniyle Kürt gençleri ve devrimciler Kürt Derneği’ni korumaya aldı. Faşistlerin saldırısına Kürt gençleri ile devrimciler müdahale etti.

Viyana’da Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından Kürt karşıtı yürüyüş düzenlendi. Gösteride Kürt gençleri ile MLKP, Partizan ve antifaşist grup Rote Antifa Viyana taraftarları Kürt derneğinde toplanarak destek verdi.

Yürüyüş sürerken bir grup faşist derneğe yönelik saldırı girişiminde bulundu. Ancak Dernek önünde toplanan 100 üzerinde gencin karşılık vermesiyle üzerine faşist grup olay yerinden kaçtı.

Saldırı üzerine Viyana polisi de dernek etrafında yoğun güvenlik önlem aldı, dernek yetkilileri de gençleri provokasyona gelmemeleri konusunda uyardı. Derneklerine yönelik olası saldırılarak karşı kendilerini koruma haklarının olduğunu söyleyen gençler, önlemlerini sürdüreceklerini söyledi.

Den Haag

Hollanda’nın Den Haag şehrinde Kürt karşıtı gösteri yapan Türk ırkçıları ile Kürtler arasında çatışmalar yaşandı. Kentte polis olağanüstü tedbirler alırken MLKP ve Partizan taraftarları Kürtlere destek verdi.

Den Haag’daki Maniveld meydanında ırkçı yürüyüş yapman isteyen 200-300 dolayındaki grup ile Kürtler arasında çatışmalar yaşandı. Meydan çevresindeki üç ayrı noktada şiddetli çatışmalar yaşanırken, polis Kürt derneği çevresinde yoğun önlemler aldı.

Irkçı yürüyüşü engelleyen Kürtler ile yaşanan çatışmalar sırasında en az 12 Türk yaralanarak hastaneye kaldırılırken, 8 Kürt ise polis tarafından gözaltına alındı.

ANF NEWS AGENCY

Thousands marched in Diyarbakır

Despite the heavy police repression thousands marched today in Diyarbakır to protest against the torture and savagery 24 people, whose bodies are in Malatya’s morgue since 24 October, were subjected to.

The march was attacked by police and BDP deputies Ayla Akat Ata and Demir Çelik were also hit in the assault. Many demonstrators have been taken into custody.

In the morning virtually no shop opened in support with the demonstration. Similar rallies were held in different Kurdish cities. And there also police attacked the crowd.

Hakkari also witnessed a crowded demonstration and the people there called on the BDP to bring the issues of political operations against Kurdish politicians and people to the Parliament’s agenda.

ANF

PHOTOS

http://www.imgbox.de/users/public/images/ZHTYFTPpSx.gif

VIDEO

Uploaded with ImageShack.us

Diyarbakır‘da kitleye polis saldırısı, vekiller darp edildi

Diyarbakır‘da, DTK ve BDP‘nin çağrısı ile Malatya‘da bekletilen 23 cenaze için bir araya gelen binlerce kişiye polis saldırıda bulundu. Polisler, BDP Muş Milletvekilli Demir Çelik ile Batman Milletvekilli Ayla Akat Ata‘yı da coplarla darp etti.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve BDP‘nin çağrısı üzerine Malatya‘da bekletilen 23 cenaze için Diyarbakır‘da esnaflar kepenk açmazken, binlerce kişi Bağlar İlçesi 5 Nisan Mahallesi Özgür Yurttaş Derneği önünde bir araya geldi.

Aralarında DTK Koordinasyon Kurulu üyeleri ve BDP‘li milletvekilleri Ayla Akat Ata ve Demir Çelik ile BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, BDP Diyarbakır İl Eş Başkanları Zübeyde Zümrüt ve Ömer Önen, ilçe belediye başkanlarının da bulunduğu kitle, „İntikam“, „Şehîd namirin“, „Bijî serok Apo“ sloganlarını attı. Çok sayıda PKK ile KCK bayrakları ile Öcalan posterlerinin açıldığı alan, yüzlerce polis tarafından zırhlı araçlarla abluka altına alınırken, helikopterler de alan üzerinden uçuş yaptı.

Kitlenin toplanmasından sonra, 5 Nisan Mahallesi Özgür Yurttaş Derneği önünde BDP Muş Milletvekilli Demir Çelik açıklama yaptı. Ancak Çelik‘in konuşma yaptığı sırada polis kitleye gaz bombaları ve tazyikli su ile saldırdı.

Polis şiddetine kitle de taş ve molotoflarla karşılık verdi. Müdahale sırasından onlarca çevik kuvvet polisi BDP Muş Milletvekilli Demir Çelik ile Batman Milletvekilli Ayla Akat Ata‘nın üzerine çullanarak coplarla darp etti. Ayrıca milletvekillerine tazyikli su sıkıldı.

ANF

FOTO

http://www.imgbox.de/users/public/images/ZHTYFTPpSx.gif

VIDEO

Uploaded with ImageShack.us

Antifa heißt Angriff!

http://www.imgbox.de/users/public/images/3Ark08mEhs.jpg

Der imperialistische Krieg in Kurdistan dauert noch an. Die faschistischen Übergriffe, sei es der Türkei/Nord Kurdistan oder Deutschland, nehmen von Tag zu Tag zu.

In den frühen Stunden des 23. Oktober wurde ein türkischer Faschistenverein mit Molotof Coktails angegriffen. Dieser Angriff war eine Antwort auf die faschistische Demonstration in Stuttgart.

Quelle 1: Linksunten Indymedia

Quelle 2: Stuttgarter Zeitung

Gever halkın dan BDP‘li vekillere „ Kürdistana dönün “ çağrısı

Hakkari‘nde artan operasyonlar, tutuklamalar ve Malatya‘da bekletilen 24 cenazeye yönelik uygulamalar yürüyüş ve oturma eylemi ile kınanırken, Yüksekova Demokrasi Platformu, BDP‘li vekillere, „Meclis‘te komisyon ve meclis çalışmalarını askıya alarak seçim bölgelerine dönün“ çağrısında bulundu.

BDP Hakkari İl Örgütü, yaşana ölümlerin durdurulması için yürüyüş ve oturma eylemi düzenledi. 24 karanfilin bulunduğu siyah bezin asılı olduğu BDP İl binası önünde bir araya gelen, aralarında İl Genel ve Belediye Meclis üyeleri ile STK temsilcilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi, „Ya özgür bir önderlik ya ateş topuna dönüşmüş bir toplu“, „Bu topraklara serpilen özgürlük tohumu kimyasal silahlarla yok edilemez“ pankartları ile yürüyüşe geçti.

Farklı tarihlerde çıkan çatışmalarda yaşamlarını yitiren gerillaların fotoğraflarını taşıyan kitle, „Êy şehid xwîna te li erdê namîne“, Gençlik Botana özgür vatana“, „Ey Şehit riya te riya me ye“, „HPG cepheye misillemeye“, „Katil Erdoğan“ ve „Bo azadî aşitî şer şer şer“ sloganlarını attı. Belediye önünde son bulan yürüyüşün ardından açıklama yapan BDP Merkez İlçe Başkanı Fikret Erik, AKP Hükümetinin Kürt halkına karşı topyekun bir imhaya başladığını belirtti. Erik, „AKP Hükümeti, uluslararası savaş kurallarını ihlal ederek gerilla güçlerini kimyasal silahla öldürmekte ve öldürülen gerilla cenazelerine insanlık onuruna yakışmayan işkenceler uygulamakta“ dedi.

‘KÜRT HALKINI MÜCADELESİNDEN VAZGEÇİREMEZSİNİZ’

„Kürt çocuklarını katlederek, Kürt halkının haklı mücadelesini bitiremezsiniz“ diyerek hükümete seslendiklerini ifade eden Erik, şunlar belirtti: „İntikam naraları atarak, siyasi ve askeri operasyonları arttırarak Kürtleri haklı mücadelesinden vazgeçiremezsiniz. Özgürlük savaşçıları ile başa çıkamayan AKP, partimizi, seçilmişlerimizi rehin almıştır. Artık yetmedi mi? 40 bin kişinin daha mı ölmesi gerekiyor? Savaşa harcana milyonlarca dolar yetmedi mi? Maç skoru gibi ölü sayısı veren basın organlarından, ölüm kokan politikalardan, bir yerlere bayrak diken politikacılardan, intikam naraları atan Cumhurbaşkanından ve her gün vatan, millet, Sakarya nakaratları avazı çıktığı kadar fütursuzca bağıran başbakanlardan bıktık.

„Amansızca süren bu savaşta karşılıklı can kayıpları devam ediyor“ diyen Erik, „Partimiz ve halkımız başta Sayın Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılmalı, silahlar susmalı, siyasi operasyonlar durmalı, siyasi tutsaklar serbest bırakılmalıdır. Bununla Kürt sorununun çözümü noktasında ne kadar samimi olduğunuzu göreceğiz. Aksi taktirde, çatışmalı süreç devam eder ve her iki tarafta kayıp eder“ çağrısında bulundu.

Yapılan açıklamaların ardında 5 dakika oturma eylemi yapan kitle, „Çerxa Şoreşê“ marşını okuyarak, dağıldı.

BDP’YE ÇAĞRI

Yüksekova İlçesi‘nde ise Gever Demokrasi Platformu da, BDP Yüksekova İlçe binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya BDP PM Üyesi Osman Dara ve belediye başkanlarının yanı sıra, İl Genel ve Belediye Meclis üyeleri, DTK, BDP, Kent Meclisi, KURDİ DER, Gever Kültür Merkezi, MEYA-DER, YDG-M, DÖKH, Barış Anneleri İnisiyatifi, İHD, KESK ve DİSK üyeleri katıldı. Toplantıda platform adına konuşan BDP Yüksekova İlçe Başkanı Rüstem Demir, „Kürt sorunun çözümünde koşullar olgunlaşmışken AKP Hükümeti tarafından Sayın Öcalan‘a uygulanan tecrit ve kara operasyonları ortamı germiş ve büyük acılar yaşanmasına neden olmuştur. Sürecin tekrardan yumuşatılması ve müzakerelerin devam etmesi için sorumluluk alan BDP Meclis çalışmalarına katılmıştır. Vekillerin meclise gitmesiyle birlikte siyasi soykırım operasyonları daha da hızlandırıldı“ dedi.

„Cumhurbaşkanı Gül yaşanan katliamların haberini vermiştir“ diyen Demir, şöyle konuştu: „Nitekin Çelê‘de yaşananlar ve sonrasında Malatya‘da ortaya çıkan vahşet haberleri intikam yemini eden devlet erkânının savaşa susadığının bir kanıtı olmuştur. Böylelikle, kitle imha silahları ve yoğun teknik kullanılarak gencecik nice canlara daha kıyılmıştır. Van‘da yaşanan deprem bir trajediye dönüşürken AKP ve TSK fırsat bilerek askeri ve siyasi operasyonlara son hızla devam etmektedir.“

„Gever Demokrasi Platformu olarak baskı ve imha operasyonlarına karşı tüm halkı demokratik mücadeleye çağırıyoruz“ ifadelerini kullanan BDP milletvekillerinin komisyon ve meclis çalışmalarını askıya alarak seçim bölgelerine dönmeleri gerektiğini kaydetti.

ANF




kostenloser Counter
Poker Blog