Archiv für August 2011

Halkımıza ve Kamuoyuna!

1. 18 Ağustos günü saat 20.00 sularında Siirt’in Pervari ilçesi merkezinde bulunan Emniyet Müdürlüğü binası ile Komando binasına yönelik olarak gerillalarımız tarafından eş zamanlı olarak iki eylem gerçekleştirilmiştir. Emniyet 1-Müdürlüğüne gerçekleştirilen eylem sonucunda 8 adet roket atar mermisi binaya isabet ederken, bir panzer darbelenmiş 1 akrep tipi zırhlı araç ise gerillalarımız tarafından imha edilmiştir. Komando binasına yönelik olarak gerçekleştirilen eylem de ise gerillalarımız ile düşman arasında yaşanan çatışmada bir gerillamız yaralanmış, yaralı arkadaşımızı kurtarmak isterken iki gerillamız da kahramanca çatışarak şahadete ulaşmıştır.

Şehit düşen gerillalarımızın sicil bilgileri:

http://www.imgbox.de/users/public/images/nmXTmpmTlm.jpg

Kod Adı: Zerdeşt Dersimi
Adı Soyadı: Ali Gezer
Doğum Yılı ve Yeri: 1970 – Maraş
Anne – Baba Adı: Hatice – İbrahim
Katılım Yılı ve Yeri: 1996 – İstanbul
Şahadet Tarihi ve Yeri: 18 Ağustos 2011 / Pervari, Siirt

Zerdeşt Dersimi – Ali Gezer

Yurtsever bir aileden gelen 1970 Maraş Elbistan-Hasan Ali köyü doğumlu Zerdeşt Dersimi koda adlı Ali Gezer yoldaşımız 1993 yıllarında Engizek dağlarında düşmanla girdiği bir çatışmada Mizgin-Elif Gezer ismindeki kız kardeşi şehitler kervanına katılır. Aile düşmanın çok yoğun baskıları altında kalır. Ailede tutuklamalar hiçbir zaman eksilmez. Zerdeşt Dersimi yoldaş böylesine düşmanın amansız saldırılarıyla düşmanı tanıyarak özgürlük mücadelesine adım atar. O 1996 yılında İstanbul’da iktisat fakültesi uluslar arası ilişkiler bölümünü okurken PKK saflarına katılır.

Zerdeşt yoldaş dağa gelişiyle gerillayla bir olması bir olmuştur. O bulunduğu tüm ortamlarda her zaman en göze batan yoldaşlardan olmasını bilmiştir. Belirgin karakteri yaşama katılımındaki fedakârca duruşudur. Atikliği ise ayrı bir meziyetidir. Derin teorik ideolojik birikimiyle o her ortamda yoldaşlarının eğitimine ileri düzeyde hem katılan hem de eğitim verendir.

Zerdeşt yoldaşın en çok emek sarf ettiği sahalardan bir tanesi de Botan sahasının Beytüşşebap alanı olmuştur. Uzun yıllar en zorlu şartlara rağmen geri çekilmeden sonra da bu alanda kitle çalışmalarında bulunmuş ve Botan halkıyla bir olmuştur. Derin yurtsever duyguları onu her zaman halktan biri yapmıştır.

Zerdeşt yoldaş uzun mücadele tarihi içerisinde birçok alanda ve birçok çalışmada bulunmuştur. Kitle ilişkileri, komutanlık, matbaacılık, eğitmencilik derken en son Botan sahasına gitmeden öncede iki yıl boyunca HPG BİM’n birinci derecede sorumluluğunu 2006 ile 2007 yılları arasında yürütmüştür.

Bu deneyim ve tecrübelerle Botan sahasına yeniden yönelen Zerdeşt yoldaş son yıllarda Botan’ın Garisa alanında kalmıştır. Bu alanda yürütülen tüm eylemlerde bizatihi yer alan Zerdeşt Dersimi yoldaş giderek komple bir militanlığı yakalama düzeyine kendisini getirmiştir. Hem ideolojik teorik donanımı hem de pratikteki gerillasal duruşu yoldaşlarını etkilemiştir. Kişilik olarak mütevazı, yapıcı ve özverisiyle tanınan Zerdeşt yoldaş mücadelemizde her zaman en saygın yerlerinden birini alacaktır.

http://www.imgbox.de/users/public/images/tVdIqXs8gL.jpg

Kod Adı: Ayhan Gorsê
Adı Soyadı: Ferzat Nucevan
Doğum Yılı ve Yeri: 1987 – Urmiye
Anne – Baba Adı: Baran – Kemal
Katılım Yılı ve Yeri: 2006 – Urmiye
Şahadet Tarihi ve Yeri: 18 Ağustos 2011 / Pervari, Siirt

Ayhan Gorsê – Ferzat Nucevan

18 Ağustos günü saat 20.00 sularında Siirt’in Pervari ilçesi merkezinde bulunan Emniyet Müdürlüğü binası ile Komando binasına yönelik olarak gerillalarımız tarafından gerçekleştirilen eş zamanlı iki eylem ardından şehit düşen yoldaşlarımızdan biri de Ayhan Gorse yoldaşımızdır.

Ayhan Gorse yoldaşımız 1987 Soma Bradost Melune Köyü Urmiye – İran doğumlu, asıl ismi Ferzat Nucevan’dır. Ayhan yoldaşımız 2006 yılında saflara katılıp Gare, Haftanin, Botan gibi birçok gerilla alanında çalışma yürütmüştür. En son Botan’ın Garisa alanında Tim komutanı düzeyinde aktif gerillacılık yapmıştır.

Ayhan yoldaş özelde girişkenliği, sıcaklığı ve sempatikliğiyle yoldaşlarının gönlünde taht kurmuş bir genç olarak mücadele saflarında hızla gelişme sağlayan bir yoldaş olmuştur. Liseyi okuyan Ayhan Gorse yoldaş belli bir anlama kavrayışına da sahip olan biri olarakta mücadeleye önemli katkıları olan bir gerillamızıdır. Ayhan Gorse yoldaşın sıcaklığı, sempatikliği ve herkese yeten gülüşleri her zaman yoldaşlarının yüreğinde yaşayacaktır.

2. 17 Ağustos günü 18.00-19.00 saatleri arası Dersim merkeze bağlı İksor üçgenin operasyona çıkan düşman askerleri ile gerillalarımız arasında bir çatışma yaşanmıştır. Yaşanan çatışma ardından bir gerillalarımız kahramanca çatışarak şahadete ulaşmıştır. Bu çatışmada şehit düşen gerillamızın ismi Jiyanda Memyan yoldaşımızdır.

http://www.imgbox.de/users/public/images/61GS2kUQQy.jpg

Kod Adı: Jiyanda Memyan
Adı Soyadı: Hamdiye Mutaş
Doğum Yılı ve Yeri: 1984 – Amed
Anne – Baba Adı: İrfet – Süleyman
Katılım Yılı ve Yeri: 2004 – Amed
Şahadet Tarihi ve Yeri: 18 Ağustos 2011 / Dersim

Jiyanda Memyan – Hamdiye Mutaş

1984 Amed doğumlu, kod adı Jiyanda Memyan, asıl adı Hamdiye Mutaş yoldaşımız 2004 yıllında özgürlük mücadelesinin saflarına katılmıştır.

Yurtsever bir aileden gelen Jiyanda yoldaşın yakın akraba çevresinde de çok sayıda şehitleri bulunmaktadır. Yurtsever ortamda büyüyerek saflara katılan Jiyanda yoldaş ilkokulu terk etmesine rağmen özgürlük saflarında hızla kendisini geliştirerek önemli teorik ve ideolojik tecrübe edinmiştir. Jiyanda yoldaşımız Xakurke, Gare, Garzan alanlarında aktif gerillacılık yaptıktan sonra 2010 yılında Dersim sahasına geçmiştir. Özgürlük mücadelesine Dersim’de devam ettirmesinin Kürt ulusal birlikteliğine katkı sunmak isteminden ileri gelmiştir.

Jiyanda yoldaş gerilla saflarında güçlü iradesel duruşu, korkusuzluğu ve ileri düzeyde cesaretiyle tanınan bir arkadaş olmuştur. Kendisini en zor şartlara karşı ileri düzeyde hazırlayan Jiyanda yoldaş bu özellikleriyle gittiği her ortamda hızla sivrilen bir militan olmuştur. Bunun için pratik içerisinde erkenden komutanlaşarak özgürlük mücadelesine ileri düzeyde katkı sunmasını bilmiştir. Yoldaşları onu her zaman yiğit militanca duruşuyla anacaklardır.

3. 18 Ağustos günü 19.45 sularında Siirt‘in Eruh ilçesine bağlı Eskera karakol tepesine yönelik olarak gerillalarımız tarafından bir eylem gerçekleştirilmiş. Gerçekleştirilen eylem sonucunda düşmanın 13 askeri, gerillalarımız tarafından öldürülürken yaralı askerler de tepeden kaçmak zorunda kalmışlar. Çok sayıda malzemeyi gerillamızı el koyarlarken birçok malzemeyi de kullanamaz hale getirmişlerdir. Bu eylemde Nupelda Cudi arkadaşımız şehitler kervanına katılmıştır.

http://www.imgbox.de/users/public/images/6LvMsQqUAC.jpg

Kod Adı: Nupelda Doğan
Adı Soyadı: Zozan Doğan
Doğum Yılı ve Yeri: 1982 – Mardin
Anne – Baba Adı: Gevriye – Şexmus
Katılım Yılı ve Yeri: 2001 – İstanbul
Şahadet Tarihi ve Yeri: 18 Ağustos 2011 / Eruh, Siirt

Nupelda Doğan – Zozan Doğan

1982 Mardin doğumlu Kod Adı: Nupelda Doğan, Adı Soyadı: Zozan Doğan yoldaşımız yurtsever bir aile çevresinde gelmektedir. Xınere, Xakurke, Zagros, Haki Karer ideolojik Akademisi, Botan alanlarında kalarak mücadele içerisinde önemli tecrübeler edinen bir yoldaşımız olmuştur. Botan’da önce Cudi sahasında kalmış ardından Garisa alanında görev yürütmek için görevlendirilmiştir. Kişilik olarak önemli deney ve tecrübeler edinen Nupelda Doğan yoldaşımız uzun süre kuzey pratiklerinde kalarak kendi iradesel duruşunu göstermiştir. Fedakârlığı, girişkenliği ve pratik yetenekleriyle de göz dolduran Nupelda Doğan yoldaş her zaman yoldaşları tarafında anılacaktır.

Halkımızın çeşitli eylemlerde şehit düşen dört yoldaşımızı her zaman olduğu gibi en ileri düzeyde Serhildan coşkusuyla sahip çıkacağına, özelde de bugünlerde yaşadığımız ulusal diriliş bayramımız olan 15 ağustos ruhuna denk bir katılımla karşılayacaklarının inanıyoruz. Tarih günleri yaşadığımız bu günlerde halkımızın ve demokratik kamuoyunun her zamanınkinden daha fazla şehitlerimize sahip çıkmaya davet ediyoruz.

21 ağustos 2011

HPG Ana Karar Komutanlığı

Deutschland ist und bleibt auch nach 20 Jahren das geistig-soziale Terrain um den Kern Hoyerswerda herum

Am 23. September 2011 jährt sich zum 20ten Male der erfolgreiche deutsche Aufstand der Hoyerswerdaner Bevölkerung gegen die bis dahin dort lebenden Vertragsarbeiter, sowie gegen die dort untergebrachten Flüchtlinge. Erfolgreich, weil sie es geschafft haben, sie aus ihrem Kaff restlos zu vertreiben.

Dieses Ereignis war in mehrfacher Hinsicht von historischer Bedeutung.

Es war erstens der erste großdeutsche Schritt, der sich an die – damals noch gar nicht einfache – Aufgabe wagte, die symbolische und noch leere Hülle der Wiedervereinigung mit sinnvollem Inhalt zu füllen (anders ausgedrückt: die geschenkte Wiedervereinigung in eine gemachte, d.h. in eine tatsächlich deutsche zu verwandeln). Zweitens war es, indem es den Beginn zahlreicher weiterer Pogrome auf der gesamten Landesfläche markierte, richtungsweisend und beispielgebend.

Drittens legte dieses Werk allen Gerüchten und Unkenrufen zum Trotz unzweideutiges Zeugnis davon ab, dass das Feuer im Herzen des deutschen Volkes und die darin enthaltenen spezifisch deutschen Fertigkeiten ungeachtet der beinahe ein halbes Jahrhundert gedauerten Zwangstrennung gar nicht erloschen waren.

Die Beharrlichkeit und Selbstsicherheit mit der die Akteure ihrem mörderischen Treiben nachgingen, wurde später auf die beste Art und Weise belohnt und bestätigt: Kaum jemand wurde wegen Mordversuchs oder ähnlichem verurteilt. Über diese wohlverdiente Genugtuung hinaus fungierte Hoyerswerda zugleich als Startsignal für die einfallsreichen – bis heute auf vielfältiger Weise andauernden – Strategien der Täterentschuldigung, -rechtfertigung und -aufklärung. Indem diese diffizile Aufgabe der Täterentlastung vorwiegend den Linksdeutschen überlassen wurde, diente Hoyerswerda quasi als marginaler Ertrag auch noch zur Integration, Festigung und Verschmelzung der deutschen Gesellschaft.

Zu Recht können die Hoyerswerdaer und Hoyerswerdaerinnen stolz auf diese spezifische Form des Avantgardismus sein. Zwanzig Jahre danach ist alles beim Alten. Eine nationalbefreite Zone kann sich zu Recht abfeiern, da dort nach wie vor, kaum MigrantInnen zu wohnen wagen.

Diesen Dauerzustand allerdings sehen ein paar Menschen anders und starten den Versuch, anlässlich dieses Jahrestages, elementare Dinge hervorzuheben (siehe Aufruf und Selbstverständnis der Initiative Pogrom 91 [1] ): z.B. das stattgefundene Pogrom als Pogrom zu deklarieren und dies sogar öffentlich zu machen. Als ob dies für den autochthon gezüchteten heimischen Seelenhaushalt nicht schlimm genug wäre, maßen sie sich auch noch an, ein Denkmal für die damals stattgefundene Treibjagd zu setzen.

Die wenigen selbstauferlegten verbindlichen Selbstverständlichkeiten gebieten uns, aus oben geschilderten Gründen sowohl für den Aufruf als auch für die geplanten Aktionen der Initiative „Pogrom 91“ (http://pogrom91.tumblr.com), unsere Unterstützung auszusprechen.

Gleichzeitig erachten wir als maßgeblich, dass das gedachte Denkmal, NICHT FÜR DIE VERJAGTEN, sondern GEGEN DIE JÄGER-MEUTE errichtet werden soll. Wir sind dessen bewusst, dass angesichts der damaligen Wut unsererseits (wir waren ja der Meinung, dass das Kaff platt gemacht werden sollte) unser jetziger Vorschlag fast an unzulässige Harmlosigkeit grenzt. Dies kann sich nur durch unsere Ohnmacht gegenüber dem Siegeszug des teutonischen Fegefeuers erklären.

Wir erhoffen allerdings daraus die Brandmarkung dieser Ansammlung von Häusern samt der Flora, Fauna und den Anwohnern zu dem, was sie immer waren und sind: Ein schäbiger rassistischer Haufen.

Außerdem würde ein den Opfern gewidmetes Denkmal die Gefahr mit sich bringen, zu einer Pilgerstätte für Erinnerungs-Meute zu werden. Eine „Erinnerung“, die schon Eike Geisel „als die höchste Form des Vergessens“ korrekterweise nannte.

Auch nach hundertzwanzig Jahren: Kein Vergeben, kein Vergessen!

Café Morgenland, 17. August 2011

Kara Dergisi Seçkisi

http://www.propagandayayinlari.net/karakapak.jpg

Türkiye‘de Anarşist Düşünce Tarihi Serisi – 1

Editör: Can Başkent

Propaganda Yayınları olarak Kara Dergisi’ni canlandırmaktan, yarattığı entelektüel ve devrimci mirası gündeme getirmekten büyük gurur duyuyoruz. Ekim 1986’da çıkan ilk sayısıyla, Kara dergisi liberter ve anarşist düşüncenin bu topraklardaki tarihi açısından büyük, hem de çok büyük bir aşamadır.
Saklamaya gerek yok, malumunuzdur, bendenizin anarşizm anlayışı genelde oldukça ortodoks bulunur. Bunun nedenlerinden biri de, Kara ve A-Politika gibi dergilerin tedrisatıyla özgürlükçü düşünceleri öğrenmiş olmamdır. Bu manada, Kara’da dile getirilen, postmodernizmle zehirlenen anarşizmin hemen hemen karşıtı olan ‘klasik’ anarşizmin hala yeteri kadar zengin ve tutarlı olduğunu düşünüyorum. Bu manada, bu derlemedeki makalerin seçimi, benim bu anlattığım zihniyetimin de doğal bir yansıması olsa gerek. Dolayısıyla, bu seçkinin, günümüzde ve muhtemelen gelecekte de ihtiyacımızın olacağı klasik anarşizme sevimli bir göz kırpma olarak okunmasını salık veririm.

Ve şimdi, Propaganda Yayınları, ‘Türkiye’de Anarşist Düşünce Tarihi’ serisinin ilk kitabını iftiharla takdim eder: ilk sayısının 25. yıldönümünde bir Kara dergisi seçkisi!

(„Sunuş“ yazısından)
cover

Kapak tasarımı: İç Mihrak Propaganda Tasarım

Redaktör: Burcu Karakaş

Kara dergisinin (eski) editörü Ahmet Kurt röportajıyla…

Kitabı indirmek için tıklayınız:

PDF formatı (3 MB – ISBN: 978-0-9868586-3-5)
ePub formatı (0.6 MB – ISBN: 978-0-9868586-4-2)
mobi formatı (0.9 MB – ISBN: 978-0-9868586-5-9)

Referans Bilgileri Kara Dergisi Seçkisi (Türkiye‘de Anarşist Düşünce Tarihi Serisi – 1), Editör: Can Başkent, Propaganda Yayınları, ISBN: 978-0-9868586-3-5 (pdf), 978-0-9868586-4-2 (ePub), 978-0-9868586-5-9 (mobi), 103 sayfa, Eylül 2011.

Propaganda Yayınları

Turkish warplanes bomb South Kurdistan

At least 15 Turkish warplanes bombed Kurdish guerrilla positions in South Kurdistan. The planes set off from Diyarbakir in the afternoon. Since 1pm the unmistakable noise of the F-16 could be heard in the Kurdish city. Heavy movements of soldiers were also reported in the city.

According to local sources Turkish warplanes started bombing Kandil, Metina, Zap and Xinere areas where PKK (Kurdistan Workers‘Party) guerrillas are based.

The bombing started at 21:00 local time.

There are no immidiate reports of casualities but locals said a number of villagers were wounded in Kandil’s Zergele village. Kandil council Youth center has been hit.

The raids came after an explosion in the morning in Hakkari had left 11 soldiers and one village guard dead.

Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan, who has been speaking war words all week, has said that those who carried out such attacks would „pay the price. Our patience has finally run out. – the Prime Minister added – Those who do not distance themselves from terrorism will pay the price“.

Commenting on the killing of soldiers on Wednesday and recent remarks by Erdoğan, who said that after Ramadan a new heavy operation will be launched to counter the PKK, President Abdullah Gül said Turkey is not waiting for the end of Ramadan when it comes to counterterrorism measures.

“It is out of question that authorities wait for the end of Ramadan in the fight against terror. Counterterrorism efforts are under way in all dimensions. There is no weakness in the face of terrorism. Everyone should know that there is no power above the power of the state. Whoever thinks that he can bring Turkey into line with terror, violence and weapons is greatly misled. The cost of this will also be very heavy,” he said.

In reality Turkey has never stopped its military operations. Indeed it is not just war which is continuing but also repression and scores of arrests aimed at hitting Kurdish politicians and activists.

ANF

Turkey descent into chaos

http://www.imgbox.de/users/public/images/jAItWEKPh3.jpg
Three air strikes hit villages in Kurdish Federal Region while throwing Turkey into chaos

The Turkish Air Force bombed heavily on Wednesday and Thursday regions under the control of the Kurdistan Workers‘ Party in northern Iraq, causing extensive damage to the villages. Hours before the attack, Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan had openly threatened the Kurdish political and armed organizations, announcing his war plan that includes cross-border operations and mass arrests of Kurdish militants, according to Kurdish and Turkish media .

Since the parliamentary elections of June 12, won by the AKP, the Islamic-conservative party of Prime Minister Erdogan, the winds of war have been blowing through the country. Refusing to release more than 4,000 active members of the main Kurdish party BDP, including six mayors and elected officials, the government also rejects the claims of the Kurdish people for a democratic self-government.

Risk of civil war

If steps towards peace are not taken quickly, the risk of civil war is real. The Kurds are already victims of racist lynchings in several cities. But, no racist attack has been sanctioned, on the contrary the government is encouraging the attacks by calling them „citizens‘ reactions.“

Ignoring the daily repression and gross violations of human rights, Erdogan systematically points the finger at the Kurdish party BDP and the Congress for a Democratic Society (DTK), a platform for Kurdish associations and movements, which recently proclaimed the democratic autonomy. According to the BDP, the government plans a massive operation against the DTK, while the media close to the government speak of a Tmail scenario.

TURKISH AIRCRAFT bombed northern Iraq

On August 17, Prime Minister Erdogan has threatened the BDP, without naming it, „if it does not distance itself from terrorism“, saying his country was „running out of patience“ Following an ambush by the PKK against the Turkish special forces who were conducting an operation. At least 11 soldiers, including a major, and a militiaman were killed and 11 others injured in the Aug. 17 ambush Cukurca (Hakkari Province).

War planes bombed heavily Wednesday from 21h the five regions under control of the PKK; Qandil, Xinere, Xakurke, Metin and Zap, after Erdogan’s threats. The bombing lasted all night and resumed on Thursday morning Lolan, Xakurke, and Kani Xinere Qirej.

Villages have been targeted

Many Kurdish villages were targeted by aircraft, according to Kurdish sources. The Youth Centre in the town hall in the village of Qandil Zergele and a house belonging to Koxe Qadir, a resident of same village, were destroyed by the Turkish Air Force.

The PKK has provided in its ranks have recorded no losses. The Turkish army said it had struck 60 goals on Wednesday night by aircraft, while the Turkish artillery bombed 168 targets.

PLAN IS READY FOR WAR

Three days before the bombing, August 14, the Prime Minister announced that his government was considering military action and tougher enforcement against the PKK with the end of Ramadan. According to Turkish media, among these measures shall include cross-border operations and sending in the combat zones of special forces, known for their practice room in the War of the 1990s. The plan of the war also include the arrest of 800 to 1400 people, and some members of the DTK Kurdish journalists, the paper Haberturk.

This plan recalls the time of Tansu Ciller, former prime minister between 1993 and 1996. Making use of secret funds to finance a secret organization, had compiled a blacklist of Kurdish businessmen to cut down on suspicion of financing the PKK. In 1994, the offices of the Kurdish newspaper, Ozgur Ulke had been bombed on the orders of the Prime Minister.

BPD: ERDOGAN must distance with fascism

Kurdish organizations have already mentioned that the AKP government was preparing a major operation against the DTK, saying the country is heading towards chaos and civil war. Strongly condemning the threats of the Prime Minister, the chairman of the BDP, Selahattin Demirtas said that the BDP is not responsible for the rising tensions, calling Erdogan to take „distance itself from fascism. “

PKK: GOVERNMENT PLANS FOR MURDER

For his part, Murat Karayilan, the lead PKK announced in an interview granted to the Kurdish Firat news agency that the AKP government is planning assassinations against leaders of the PKK in Iraqi Kurdistan. „Elements of Special Forces were sent to Rania, in Sulaimaniya province. But we are not afraid and they will not work. “

Stressing that the Kurds are no longer afraid of the threats of the government, he warned: „The Prime Minister should know that we have mobilized only 5% of our forces. We are conducting a war of defense under control. If we give the formal order of war (total), they disrupt Turkey. “

Recalling the eight cease-fire the PKK unilaterally rejected by the Turkish state, Karayilan said that the only way to silence the weapons is a cease-fire bilaterally.

BALANCE OF DEMOCRACY OR FASCISM?

On August 16, the head of government promised to solve this problem „without making concessions on democracy and freedom,“ which leads us to wonder about this „democracy.“

The number of inmates in prisons have argued for 100%, from 60,000 in 2002 to 120,000 in 2010. Violence against women reached alarming proportions, with an increase of 1400%. Today, about 70 journalists, mostly Kurds, are in prison, making it the country’s biggest prison for journalists. Hundreds of newspapers, magazines or books were banned by the authorities. 73 Kurdish children were killed by security forces since 2002, according to the initiative „Bir Göz Sen Ol ‚who published the names of 477 Kurdish children killed in the last 20 years.

More than 4000 active members of the BDP, including mayors, elected officials, trade unionists and defenders of human rights have been behind bars since 2009, as part of the case KCK, the Union of Kurdistan (KCK), an organization accused of „terrorism“ and „complicity“ with the PKK. Those who advocate for the Kurdish cause are likely to be arrested in connection with this case, viewed as a political plot by the Kurdish organizations.

ARRESTS compared to the 1990s

Mass arrests are reminiscent of the 1990s and are comparable to the time Ciller. According to statistics compiled from reports on the situation of human rights, 21 612 people were arrentées in 2002 against 14,473 in 1994. In 2007, the beginning of second term of Erdogan, 7191 people were arrested and 16 000 arrests were made in 2010. A report from the Association of Human Rights (IHD) indicates that 4015 people were arrested during the first half of 2011, in the Kurdish region only, against 2,430 during the same period of 2010. The report found 16,482 violations of human rights in the first six months of this year, against 13,219 cases in 2010. The same report also noted 1010 cases of torture and ill-treatment to six months in the Kurdish region, against 433 in 2010.

HOW TO DEFINE ERDOGAN?

So, if Turkey is an „advanced democracy“, as claimed by Erdogan and media, how to explain these figures? Can we speak of „respect“, of „zero tolerance to torture“, „democracy“ or „political civil“? If this is the advanced democracy, how to define new measures of war announced by the government? Finally, how to define an Erdogan who intends to „pay“ for the Kurdish politicians? As Saddam Hussein? Milosevic? and his dear friend Omar al-Bashir?

AKP PLAY WITH FIRE

Erdogan’s government is playing with fire, spreading fear and declaring war to destabilize and destroy the Kurdish movement which is able to mobilize millions of people in four parts of Kurdistan and Europe. A war will lead to the breakup of the country, but now the Kurds are calling for a democratic self-government without touching the borders.

The history of colonization has a vast experience in this kind of war. Turkey will never win this unjust war against the Kurds even if it kills all PKK fighters. The colonial war in Algeria is one example.

ANF

Türkische Armee bombardiert Ziele in Südkurdistan

Nach einem Angriff kurdischer Guerilla bei der 12 Soldaten der türkischen Armee den Tod fanden, hatte der türkische Ministerpräsident Recep Tayyip Erdoğan am Mittwoch ein hartes Vorgehen gegen die Arbeiterpartei Kurdistans (PKK) angekündigt. Nun werde nicht mehr geredet, sondern gehandelt, so Erdoğan. Einzelheiten, der von Erdoğan angekündigten Offensive gegen die PKK, wurden bei seiner Rede nicht bekannt gegeben.

Am gestrigen Abend startete das türkische Militär zwei Luftangriffe gegen die Meder-Verteidigungsgebiete (von der PKK kontrolliertes Gebiet in Südkurdistan/Nordirak). 24 Militärflugzeuge starten von den Flughäfen von Amed (Diyarbakir) und Elih (Batman). Hierbei soll ein Teil der Militärflugzeuge auch über iranischen Luftraum eingeflogen sein. Neben dem Kandil-Gebiet wurden die Gebiete Metina, Zap, Sideka, Gare, Haftanin, Xakurke und Xinere zum Ziel der Luftangriffe.

Gegen 3.00 Uhr morgens wurde ein zweiter Luftangriff auf Südkurdistan in die Gebiete Lolan, Xinere, Xakurke und Kandil gestartet. Dieser Angriffswelle dauerte etwa eine Stunde an.

Bei den Luftangriffen wurden auch zivile Ziele getroffen. So wurde das Jugendzentrum in Zergele sowie Häuser von Zivilisten in mehreren Dörfern zerstört. Die Dorfbewohner von Berxel bei Sideka haben wegen der Bombardierung ihre Wohnungen verlassen müssen und befinden sich auf der Flucht. Nach ersten Informationen aus Kandil kam es aber bei den Angriffen zu keinen Menschenverlusten.

Laut Angaben der PKK bildeten sich nach den Bombardierungen große schwarze Rauchwolken, die in der Form bei früheren Luftangriffen noch nicht gesichtet worden waren. Türkische Medien berichteten, dass bei diesem Luftangriff erstmals seitens des türkischen Militärs Bomben benutzt worden sind, die auch von der US-Armee gegen Stützpunkte der Al Qaida in Pakistan verwendet werden.

Zeitgleich zur ersten Welle der Luftangriffe wurde gemeldet, dass in Şemzînan (Şemdinli) die türkische Armee mit Unterstützung durch Kampfhubschrauber versucht hat die Grenze nach Südkurdistan zu überschreiten. Dabei kam es zu heftigen Auseinandersetzungen mit der Guerilla. Der Versuch die Grenze zu überschreiten misslang und die Militäreinheiten zogen sich zurück. Nach Angaben der Guerilla wurde in Gewer (Yüksekova) bei Colemêrg (Hakkari) ein türkischer Sikorsky-Kampfhubschrauber abgeschossen. Über mögliche Opfer ist noch nichts bekannt.

Nach Informationen aus Südkurdistan, die ANF vorliegen, sollen türkische Spezialeinheiten in der Stadt Ranya, die in der Nähe des Kandil-Gebietes liegt, stationiert worden sein, um mögliche Attentate gegen die Guerilla und KCK-Vertreter auszuüben.

In den Morgenstunden des 18. August erklärte ein Verantwortlicher der Volksverteidigungskräfte HPG gegenüber ANF, dass es bei den Angriffen zu keinen Menschenverlusten gekommen sei. Man sei in Erwartung der Angriffe gewesen und habe sich dementsprechend vorbereitet.

Zuletzt waren in den Jahren 2007 und 2008 regelmäßig Luftangriffe seitens der türkischen Armee gegen die Meder-Verteidigungsgebiete geflogen worden, die zum größten Teil ohne Erfolg blieben. In den letzten drei Jahren werden die Gebiete zudem ständig von unbemannten Drohnen überwacht und erkundschaftet.

ISKU

Kandil‘de son durum

http://www.imgbox.de/users/public/images/o4lRgbIJro.gif

İşte savaş uçaklarının vurduğu köy
Türk ordusunun dün akşam başlayan ve gece boyunca devam eden saldırılarında Kandil’in Zergele köyünde bir ev isabet alarak yerle bir oldu. Şans eseri saldırı anında kimse evde yoktu.

Türk ordusu dün gece Medya Savunma Alanlarına yönelik çaplı iki hava saldırısı düzenledi. Kandil‘in yoğun olarak hedeflendiği saldırıda Zap, Xinere, Xakurke ve Metina alanları da bombalandı. Kandil‘den gelen bilgilere göre iki hava saldırısında PKK gerillaları bombardıman sırasında kayıp vermedi.

Türk ordusunun dün Çukurca‘da ağır kayıp verdiği çatışmanın ardından Diyarbakır ve Batman‘dan havalanan 24 savaş uçağı Medya Savunma Alanlarına saldırı düzenledi. Uçakların bir kısmının İran havasahasını kullandığı iddia edilen saldırıda ağırlıklı olarak Kandil ve çevresi hedeflendi.

Kandil alanındaki bazı sivil yerleşim birimlerin isabet aldığı saldırının bir diğer hedefi de Zergele köyündeki gençlik merkezi oldu. Merkez Türk uçaklarından atılan kazan bombaları neticesinde yıkılırken Koge Kadir adlı bir köyünün evi de yerle bir oldu. Lerkan köyü ise ağır bombardımana uğrarken köylüler çareyi Sideka ilçesine sığınmakta buldu.

Kandil‘de bombardımanın 23:00′te sona ermesinin ardından açıklamada bulunan PKK kaynakları saldırılarda gerillaların herhangi bir can kaybı vermediğini duyurdu.

PKK kaynakları bombardıman sırasında kullanılan bombaların patlamasının ardından siyah büyük bir bulut kütlesinin oluştuğunu gözlediklerini de ifade etti.

Zap, Xinere, Xakurke ve Metina alanlarına yönelik olarak da yoğun bir bombardıman yapıldığı bildirilirken bu bölgelerdeki bombardımanın etkili olmadığı öğrenildi.

Güney Kürdistan‘daki haber kaynakları bu bölgelerde de bombardımanın sonuçsuz kaldığı haberlerini geçiyor.

Medya Savunma Alanlarına yönelik hava saldırıları ile paralel olarak Şemdinli‘de bulunan Derecik Taburundan Govend Dağı ve Xakurke alanlarına yoğun top ve obüs atışı yapıldığı bildirildi.

Öte yandan yine dün gece Hakkari‘nin Şemdinli ilçesi kırsalında sınıra yakın bir bölgede sınırı geçmek isteyen ordu güçleri ile HPG gerillaları arasında şiddetli bir çatışma çıktı. Türk ordusunun ağır silahlar kullandığı çatışmada gerillaların ilerlemek isteyen ordu güçlerini püskürttüğü haber veriliyor.

Türk makamlarından henüz bombardımanla ilgili resmi bir açıklama yapılmadı.

Birinci saldırıyla ilgili Kandil, Xinere ve Xakurke hattında savaş uçaklarının boş alanları vurduğu bilgileri gelirken gece yarısı saat 03:00 sularında yaklaşık bir saat süren bir hava saldırısı daha gerçekleşti. Lolan, Xinere, Xakurke ve Kandil’in hedef alındığı bu operasyonun da yaklaşık bir saat sürdü. Sabah saatlerinde ANF’nin Kandil ve Xinere’deki muhabirleri hava saldırısında gerilla güçlerinin kaybı olmadığı bilgisini verdiler.

ANF’ye konuşan bir HPG yetkilisi ise ‘’Bir süredir sürekli intişar halindeyiz. Hava saldırısını bekliyorduk. Bizim için sürpriz olmadı. Tedbirliydik, hemen her yıl hava saldırıları oluyor. 30 yıllık bir gerilla hareketiyiz. Dolayısıyla dünkü saldırıdan bir sonuç elde edemediler’’ dedi.

Türkiye 2007 ve 2008 yılları arasında birçok kez Medya Savunma Alanlarına yönelik olarak hava saldırılarında bulunmuş ve bu saldırılar büyük oranda sonuçsuz kalmıştı.

PKK kaynakları son üç yıldır bölgenin sürekli olarak keşif uçakları tarafından gözlendiğini ve zaman zaman da jet uçaklarının gerilla bölgeleri üzerinden uçuş yaptığını kaydetti.

Dünkü bombardımanla ilgili olarak dikkat çekici bir diğer iddia ise Türk uçaklarının bombardıman sırasında İran hava sahasını kullandıkları yönündeki bilgiydi. Salı günü İran Büyükelçisinin Başbakanlıkta yaptığı görüşmenin ana konusu da Türk uçaklarının bombardımanı ile birlikte netleşmiş oldu.

İLK KEZ ANF DUYURDU

Bu arada Türk Genelkurmay Başkanlığı ile Türk hükümetinden hava saldırısına ilişkin şu saate kadar herhangi bir açıklama yapılmazken, iki operasyonla ilgili gelişmeleri ilk kez dünya medyasına ANF duyurdu. Kandil ve Zap‘a yapılan operasyonu Türk ve uluslararası basın ANF‘den izledi.

ANF

Explosion in Hakkari, seven soldiers dead

An explosion occurred on the Hakkari-Çukurca road when a military convoy was passing by. Seven soldiers are reported to have died why many others have been wounded.

The explosion occurred at around 9 o‘clock this morning.

ANF

VIDEO

Hakkari‘de 8 asker öldü, 9′u yaralandı

Hakkari-Çukurca karayolunda, askeri konvoyun geçişi sırasında meydana gelen patlamada biri binbaşı olmak üzere en az 8 asker ölürken, 9′u yaralandı.

Edinilen bilgilere göre, patlama Hakkari-Çukurca Karayolu‘nun 15′inci kilometresindeki Vali Erdoğan Gürbüz Çeşmesi yakınlarında bu sabah saat 09.00′da askeri konvoyun geçişi sırasında meydana geldi.

Patlama sonucu en az 8 asker ölürken, 9 asker de yaralandı. Ölenlerden birinin binbaşı olduğu bildirildi. Patlamanın ardından konvoya silahlı saldırının yapıldığı bildirilirdi.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, 8 askerin ölümünü doğrularken, Hakkari Asker Hastanesi’ne kaldırılan yaralı askerlerden bazılarının durumunun ağır olduğu, ölü sayısının artabileceği belirtildi.

Olay ardından Çukurca yolu trafiğe kapatılırken bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldı. Çukurca Fatih Kışlası’ndan kalkan çok sayıda helikopterin bölgeyi bombaladığı gelen bilgiler arasında.

ANF

VIDEO

Hackney’den Tottenham’a Gelecek İçin Yürüyüş

http://www.imgbox.de/users/public/images/BFs7Atca1n.jpg

Afrikalı bir göçmenin polis tarafından öldürülmesinin ardından büyük gösterilere sahne olan İngiltere‘nin başkenti Londra‘da bu kez kesintilere karşı gösteri düzenlendi.

Kentin en yoksul semti Hackney‘den başlayan yürüyüş, isyanın başladığı Tottenham‘da son buldu. Türkiyeli göçmen örgütlerin de bulunduğu Kesintilere Karşı İnisiyatif tarafından düzenlenen eyleme 3 bini aşkın kişi katıldı.

Eylemde, yoksul semtlerindeki polis ablukası ve şiddeti de protesto edilirken, devletin uyguladığı kesintilere karşı „genel grev“ çağrısı yapıldı, sendikalar göreve çağrıldı.

Yürüyüşte son yapılan eylemlere katılanların medya ve hükümet tarafından „yağmacılar“ olarak adlandırılmasına da karşı çıkılarak, „Esas yağmacılar bankerler“ denildi. Ayrıca, Türk ve Kürt esnafın eylemler karşısında aldığı tutum eleştirildi, „Yerimiz, haksızlığa karşı isyan edenlerin yanıdır“ diye belirtildi.

Community Activits including Turkish and Kurdish had a demostration from Hackney to Tottenham demanding future for their kids.

Britannia247




kostenloser Counter
Poker Blog