Archiv für Mai 2011

Saldırılar yoğunlaşıyor

http://www.imgbox.de/users/public/images/nrYBMNRLBK.jpg

Saldırılar yoğunlaşıyor

Dün 22.05.2011 Ankara da faşistler, anarşistlere saldırdı. Faşistlerin beklenmedik saldırısı sonucunda, bir anarşist (Ankarda ki anarşist yoldaşlara) bıçak darbesiyle ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan anarşist bugün yogun bakımdan çıktı. Faşist saldırılar her zaman ki gibi polis işbirliğinde gerçekleştiği tahmin ediliyor. Saldırı bölgesinde sivil polis arabası halk tarafından görünmüştür. Saldıran faşistlerin bir kısmı sivil polis arabasına binip, olay yerinden uzaklaştığı görülmüştür. Hastahane önünde anarşistler yaralı arkadaşı yanlız bırakmayıp hastahanenin önünde toplandılar.
Bugün anarşistler, Ankara da basin açıklamasında bulundular.

Her yerden ve her türlü saldırılar yogunlaşmaya başladı.

1980 sonrası devlet güçleri saldırılarını kendileri yaparken, son dönemde yine yedek güçleri olan MHP li sivil faşistlere görev vermektedirler.
Silahli ve bıçaklı saldırı yapan faşistlere polis müdahalede bulunmadığı gibi, koruma altına almaktadır.

Kadınlara ve cinsel tercihini yapan gay, lezbiyen, ve transseksüellere, homofobik saldırılarda yoğunlaştı. Yine polis koruması altında gerçekleşen saldırı ve ölümle sonuçlanan olaylarda yasa ve yasa koruyucuları olayları örtbas etmektedir.

Devlet ve yardımcı güçleri, Kürtlere yapılan yoğun saldırları günlük durum gibi göstermek istemektedirler. Saldırıların karşısında direnenleri hatta çocukları tutuklayıp hapishanelere dolduruyorlar.

Anarşistlerin mücadelesi her koldan sürmektedir. Ekolojik sorunlarla iç içe olan anarşistler kapitalizmin saldırdığı doğayı korumak için yoğun çabalar harcamaktadırlar.

Bizler anarşistler olarak, her türlü saldırıyı kınıyoruz.

Faşistlerin, Ankarada ki Anarşistlere ve homofobik saldırılara karşı tepkimizi sürdürüyoruz.

Yaralı arkadaşa geçmiş olsun diyoruz.

PDF OLARAK INDIR

Karakök Otonomu - Kurdistan Anarşist Grup

AnarchistInnen in Ankara von Faschos angegriffen

http://karakok.files.wordpress.com/2011/05/ankara-anarsistler-1.jpg

http://karakok.files.wordpress.com/2011/05/ankara-anarsistler-2.jpg

Gestern
Nacht, am 22. Mai, haben Faschos in Ankara (türkei) um 23.30 Uhr anarchistische
Genossinnen und Genossen mit Hackmessern und Feuerwaffen angegriffen.
AugenzeugInnen berichteten von 8-9 Personen auf der Seite der Angreifer. Gemäss
ihren Berichten lagen die Faschos in einer Seitengasse auf der Lauer und
griffen die AnarchistInnen rücklings an. Ein Anarchist wurde dabei durch
Messerstiche schwer verletzt und befindet sich immer noch in Lebensgefahr. Er wurde notfallmässig operiert und liegt zurzeit
auf der Intensivstation eines Krankenhauses.

Gemäss
Augenzeugenberichten befand sich in der Gasse, in welcher die Faschos lauerten,
auch ein Polizeiwagen, der ebenfalls bis zur Ankunft der AnarchistInnen dort
verharrte. Nach dem Angriff sprangen die Faschos in den Streifenwagen und
verschwanden gemeinsam mit der Polizei vom Tatort.

Der Angriff
zeugt ein weiteres Mal von den kriegsähnlichen Zuständen, mit denen sich
AnarchistInnen zurzeit in verschiedenen Regionen der türkei konfrontiert sehen.
Wie auch bisher in der revolutionären Geschichte der türkei, spielen auch
dieses Mal die Faschos der MHP (Graue Wölfe) hierbei eine wesentliche Rolle. Es
ist damit zu rechnen, dass sich die Lage weiterhin verschärfen wird; erst
recht, da die Faschos zusätzlich von der Regierung gestärkt und gedeckt werden,
um revolutionäre Kräfte zu schwächen. Dieses Mal jedoch scheinen die Angriffe
der faschistischen Miliz organisierter und planmässiger als in früheren Jahren.
Heute scheuen sie sich nicht einmal davor, die Waffen in ihren Händen offen zu
zeigen und die Zusammenarbeit zwischen Faschos und Polizei wird nicht einmal
mehr zu verstecken versucht.

AHALI GAZETESI ( AHALI ZEITUNG )

Quelle : KARAKÖK AUTONOME

Faşizme İnat Dayanışma!

http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/05/Görüntü0125.jpg

Dün anarşistlere karşı gerçekleşen Faşist Saldırıya yönelik, yaşananları paylaşmak için bugün 18.30′da Yüksel Caddesinde bir basın toplantısı düzenlendi. Faşizme karşı dayanışmak için basın açıklamasına yüksek katılım sağlandı. DTCF’li antifa’cılar 18.00′da DTCF’den çıkış yaptı ve Sakarya da bekleyen anti-faşist devrimcilerle “yaşasın devrimci dayanışma” diye haykırarak birleşti. Yüksele doğru yürüyüş gerçekleşti. Yüksel’e gelindiğinde bir basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasında yaşanan saldırı detaylı bir biçimde anlatıldı. Yaralanan ve ameliyata alınan hayday yoldaşımızın durumunun iyiye gittiği vurgulandı. Basın açıklamasından sonra gözaltına alınan bir yoldaşımız ise serbest bırakıldı…

http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/05/Görüntü0127.jpg

basın bildirisi aşağıdadır:

“Basına ve kamuoyuna;

22.05.2011 tarihi saat 23.30 sularında evine girmek üzere olan dört devrimci anarşist öğrenci sekiz faşist tarafından evlerinin önünde; satırlarla, sallamalarla saldırıya uğradı. Olay anı aynen şöyle gerçekleşmiştir;

Arabadan inip, eve girmeden önce, evin bitişiğinde bulunan bakkala alışveriş yapmak üzere girdiğimiz esnada yanımızdan bir polis arabası geçerek, korna çaldı. Ardından bakkaldan çıktık, dışarı çıktığımızda tanımadığımız iki kişi bize doğru yaklaşıp, adres sordu. Bir arkadaşımız eve doğru çıkmaya başlamıştı. Biz dışarda kalan üç kişi adresi tarif ettik, tam içeri doğru girerken üzerimize koşarak gelen bir grup sallama ve satırlarıyla bize saldırdı. Kendimizi korumak amaçlı apartmana girdiğimiz anda elleri kanlı faşistler, döktükleri kanla yetinmeyip; apartmanın içine girdiler ve üzerimize gelen saldırıları engellemeye çalıştığımız bir anda; yoldaşımız Haydar İlkay Çelik’e, saldırarak kolundan, bacağından ve sırtından ağır bir şekilde yaralayıp; beyaz bir arabaya binerek kaçtılar.

Saldırıyı gerçekleştiren faşistleri bulmak için, arkalarından koştuğumuz anda her ne kadar plakalarını gizlemiş olsalar da, bu saldırıyı gerçekleştiren iki ülkücü faşisti de tanıyoruz. Bu iki ülkücü faşist, MHP’nin uyguladığı faşist politikaların Dil-Tarih temsilcileri, Halil İbrahim Yılmaz ve Cem Tutsoy’dur. Olay yerine gelen polislere de bu isimleri verdik. Olaya tanık olan komşularımızın ifadelerinde de faşistler tanımlanmaktaydı. Ayrıca faşistler kaçarken iki sallama kılıfını unutmuşlardı. Polisler ise unutulan bu sallama kılıflarını delil olarak kabul etmedi. Polisin, bizi gördüğünde korna çalarak faşistleri harekete geçirmesiyle, bu korumacı tavrı benzerdir. Ancak olayı gören şahitlerin ve bizim baskılarımızla, unutulan bu sallama kılıfları delil olarak sayıldı. Haydar yoldaşımızın fazla kan kaybetmesinden ötürü durumu ciddiydi. Vücüdunun üç yerinde olan kırık ve yaralar yüzünden ameliyata alındıktan sonra durumunun iyiye gittiğini öğrendik. Olayda saldırıya uğrayan diğer yoldaşımız, darbe aldığı halde şu an gözaltında ve tekrar görüyoruz ki polis-faşist işbirliği devam etmekte.

İktidarın iki yüzlü politikalarıyla meşrulaşan faşizm, evlerimizin önünde nöbet tutmakta, yaşam alanı olarak gördüğümüz heryerde silahlandırma politikalarının bir geri dönüşü olarak silahlarını, satırlarını, sallamalarını pervasızca çekip polis desteğiyle yaşamlarımızı gaspetmektedir. Yarattığı kutuplaşmalardan beslenen ulus devlet ve iktidar bu işe sürekli sosyolojik kavramlar dahil etmekte. Hepimiz biliriz, duyarız iktidarın söylemlerinde yok etmeye çalıştıklarını: Kürdistan, kürtler, aleviler, eşcinseller, devrimciler, muhalifler ve istenmeyen ne varsa iktidar karşısında , yok edilmenin eşiğinde, basit bir kavramla tanımlanmaya çalışılmakta: ‘ötekiler’. Bu söylemin pratikteki yansıması yok etme ve imhadır.

Bu saldırı tüm özgürlükçü, muhalif, devrimci insanlaradır. Doğaya, yaşama dair olan bu yoketme ve imhaya karşı biz ‘öteki’ değil devrimcileriz. Anti-faşist hareketi heryerde olduğu gibi bu toprakların bir zorunluluğu olarak sahipleniyor, faşizmi yaşamlarımızdan yok etmek amacıyla “Faşizme inat, yaşasın hayat” diyoruz.”

AHALI GAZETESI

Faşistler Ölümüne Saldırdı!

http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/05/Untitled-13.jpg

Bu gece (22 Mayıs) saat 23.30 sularında faşistler satır, sallama ve ateşli silahlarla anarşistlere saldırdı. Görgü tanıklarının 8-9 kişi olduğunu belirttiği faşist bir grup, İncesu civarında anarşistlere pusu kurdu ve saldırdı. 1 anarşist kolundan ve sırtından aldığı derin bıçak darbeleri sonucu ağır yaralandı. Halen hayati tehlikesi bulunan anarşist, ameliyata alındı.

Görgü tanıkları pusunun atıldığı sokakta bir polis aracının olaydan önce beklediğini ve beyaz şahin marka bir başka aracın da sokakta turladığını belirtiyorlar. Olayın yaşandığı sokağın sakinleri olaydan sonra saldırganların bu beyaz şahin araçla kaçtığını ifade ettiler.

Mevcut savaş koşullarının olduğundan çok daha kızışacağının sinyallerinin gelmesinin ardından, Anadolunun dört bir yanında gelişen bu tip ölümcül saldırılarda her zaman olduğu gibi faşistler öncü piyon rolü üstleniyor. Bu süreç savaş hazırlığıdır. Sürüp giden savaşın her yere her kese dokunmasının ilk adımlarıdır. İktidarların beslediği ve büyüttüğü savaş koşulları devlet aygıtının en tepe noktalarından başlayarak faşist-milislere kadar örgütleniyor. Devrimcilere ve direnenlere karşı girişilen bu saldırılar her zamankinden daha örgütlü ve planlı gözüküyor. Katiller ellerindeki silahları artık göstermekten bile çekinmiyor. İktidarlar halkları birbirine kırdırmadan önce gençliği provake etmekle başlıyor işe.

İçinde bulunduğumuz günlerde devrimcilere karşı gelişen saldırılarda görünen manzara faşizmin artık polis-milis ilişkisini gizlemeyi bıraktığı şeklinde. Polis-faşist işbirliği artık her zamankinden daha net. faşizm saklısı gizlisi olmadan palazlanıyor! Faşistlerin bundan sonra da saldırmaya devam edeceği açık bir biçimde görülüyor. Bu güne değin yaşam alanlarını faşizme karşı savunan devrimciler, bu günden sonra da faşizme geçit vermeyeceklerini haykırıyorlar.

AHALI GAZETESI

Berlin-Kreuzberg: Kurdistan & Antifa – Demo

Zwischen 1500 und 2000 Menschen haben heute in Kreuzberg gegen Faschismus und staatliche Gewalt in Kreuzberg, Griechenland, Kurdistan und weltweit demonstriert. Anlass für die Demonstration die vom Kottbusser Tor zum Mehringdamm zog, war eine von der Polizei geheimgehaltene Nazidemonstration am vergangenen Samstag, bei der es zu schweren Angriffen auf Migrant_innen und Linke durch Faschist_innen kam. Die Polizei ging dabei mit brutaler Gewalt gegen protestierende Antifaschist_innen vor und ermöglichte so die Angriffe der Faschist_innen.
Am selben Abend wurde eine linke Protestdemo gegen die Naziübergriffe in Kreuzberg und die faschistischen Progrome in Griechenland von einem Grossaufgebot der Polizei verhindert. Aus diesen Anlass und aus Solidarität mit den Revolten in Griechenland und Spanien hatte ein Bündnis „Kreuzberg für grenzenlose Solidarität“ zu einer Demonstration unter dem Motto „Gegen Faschismus und Staatsgewalt“ aufgerufen. Als Zeichen der internationalen Solidariät und des weltweiten Kampfes gegen Faschismus, Diskriminierung und Unterdrückung vereinigte sich die Antifa-Demonstration am Kottbusser Tor mit einer Demonstration kurdischer Gruppen die zuvor unter dem Motto „Stoppt die kolonialfaschistischen Massaker der AKP-Regierung“ mit mehreren hundert Teilnehmern von Zickenplatz zum Kottbusser Tor gezogen war.

Am Zickenplatz hatten sich 16 Uhr mehrere hundert Kurd_innen und solidarische Internationalist_innen versammelt um gegen die militärische Eskalation Seitens der türkischen Armee in den letzten Tagen zu protestieren. Die Berliner Polizei hatte die Demonstration zu der kurdischer Vereine, das Kurdistan-Solidaritätskomitee, die Antifaschistischen Revolutionären Aktion Berlin (ARAB) und die Gruppe „Zusammen Kämpfen“ aufgerufen hatte wegen einem „Kinderfest“ islamischer Gruppen vom Hermannplatz zum Zickenplatz verlegt. Von dort aus zogen die Teilnehmer_innen lautstark den Kottbusser Damm hinunter. Frontransparent war ein schwarzes Tuch mit 12 roten Nelken. Damit sollte die Trauer über den Tot von 12 Militanten der Arbeiterpartei Kurdistans (PKK) ausgedrückt werden die am vergangenen Wochenende von türkischen Soldaten ermordet wurden. Im hinteren Teil der Demonstration lief ein lautstarker gemischter Block Jugendlicher mit kurdischen und deutschen Sozialisationshintergrund und rief Parolen wie „Antifa Genclik International“ und „Deutsche Waffen raus aus Kurdistan“. In Redebeiträgen grüssten das Kurdistan Solidaritätskomitee Berlin, ein palästinensischer Linker und die Berliner Linkspartei die versammelten Demonstranten. Der Vertreter der Linkspartei forderte dabei eine Aufhebung des Verbotes der Arbeiterpartei Kurdistans (PKK) in der BRD. Der Aktivist aus Palästina betonte den fortschrittlichen und revolutionären Charakter der kurdischen Befreiungsbewegung lobte deren Widerstandsgeist. Die Antifaschistische Revolutionäre Aktion Berlin (ARAB) erinnerte in ihrem Redebeitrag an die 30 ermordeten Guerillakämpfer_innen und die über 3000 Verhafteten in den letzten 2 Monaten. Ausserdem ging sie auf den Naziübergriff am Mehringdamm und das Verhalten der Polizei ein und forderte die kündigte an das sich diese Demo am Kottbusser Tor als Zeichen des gemeinsamen Kampfes gegen Rassismus mit einer Demonstration antifaschistischer Gruppen vereinigen wird.

Dies geschah dann ungefähr eine halbe Stunde später am Kottbusser Tor. Mehrere hundert Antifaschist_innen hatten ab 17 Uhr am Kottbusser Tor an der Auftaktkundgebung teilgenommen und auf die kurdische Genoss_innen und ihre Unterstützer_innen gewartet. Gemeinsam ging es dann weiter über den Hermannplatz zum Mehringdamm. Vorneweg der Lautsprecherwagen der antifaschistischen Gruppen und dahinter der Lautsprecherwagen der kurdischen Vereine. Am Hermannplatz war der Demonstrationzug dann auf 1500 bis 2000 Leute angeschwollen. In Redebeiträgen wurden die Angriffe von Nazis auf linke Räumlichkeiten und Wohnprojekte in der Nacht von Dienstag auf Mittwoch letzter Woche,die Situation in Griechenland und die Rolle der Polizei bei der unterdrückung sozialer Bewegungen hier und anderswo thematisiert. Am Mehringdamm gab es eine Zwischenkundgebung bei der auf die Ereignisse am letzten Wochenende hingewiesen wurde und die Rolle der Polizei dabei scharf kritisiert wurde. Aus Protest gegen die Berliner Polizei und ihre Kumpanei mit dem organisierten Rechtextremismus zogen die Demonstrationn, die mitlerweile auf „nur“ noch 800 zusammengeschrumpft war, weiter zum Tempelhofer Damm 1, der zentrale der Berliner Polizei. Dort wurden noch einige Redebeiträge verlesen und lautstarker verbale Kritik an der Berliner Polizei geäussert. Gegen 19:30 löste sich die Demonstratiom am U-BHF Mehringdamm auf.

Die Polizei hielt sich während der gesamten Demonstration ziemlich zurück. Von dem Angekündigten Grossaufgebot war ebensowenig zu sehen wie von den in der Hauptstadtpresse angekündigten „Frust-Riots“ von Autonomen wegen einen angeblich so friedlichen 1.Mai(?). Auch bei der kurdischen Demonstration zuvor war es im Gegensatz zu den letzten kurdischen Demonstration in Berlin zu keinen brutalen Polizeiübergiffen gekommen. Warscheinlich gab es von oben die Order wegen letzter Woche Ausnahmsweise die Füsse stillzuhalten.

FOTO 1

FOTO 2

FOTO 3

FOTO 4

Antifa Genclik Berlin

PKK‘li Terzioğlu uğurlandı

12-14 Mayıs tarihlerinde Şırnak’ın Uludere İlçesi kırsalında çıkan çatışmada yaşamını yitiren PKK’lilerden Hakkari’nin Yüksekova ilçesi nüfusuna kayıtlı Ramazan Terzioğlu Yüksekova’da düzenlenen cenaze töreni ile toprağa verildi.

http://img403.imageshack.us/img403/2434/37631379.gif

Dün gece geç saatlerde Kışla tepesindeki camiye getirilen cenaze, bugün sabah saatlerinde On binlerce vatandaşın katıldığı bir törenle, kortej halinde Güngör mahallesinde bulunan Abdullah Canan Köprüsü üzerinde şehir çıkışındaki Akalın (Bajêrge) mezarlığına görüldü.

Cenaze törenine aralarında Emek ve Demokrasi Bloğu Hakkari milletvekili adayları Esat Canan, Adil Kurt, Hakkari Belediye Başkanı Fadıl Bedirhanoğlu, Şemdinli Belediye Başkanı Sedat Töre, Çukurca Belediye Başkanı Mehmet Kanar, Esendere Belediye Başkanı Hurşit Altekin, BDP Hakkari İl Başkanı Orhan Koparan, BDP Yüksekova İlçe Başkanı Osman Dara, barış anneleri, MEYA-DER, sivil toplum örgütleri temsilcileri, Ramazan Terzioğlu’nun ailesi ile on binlerce Yüksekovalı katıldı.

Kortejin geçişi sırasında BDP’liler yoğun güvenlik önlemi alırken, kortejdekiler PKK Lideri Abdullah Öcalan ve PKK lehine sloganlar attı.

Cenaze mezarlığa ulaştığında yaklaşık 40 bini bulan kitle marşlar okuyarak, çatışmada yaşamını yitiren Ramazan Terzioğlu için 1 dakikalık saygı duruşunda bulundu.

„ANNELER NE ZAMANA KADAR AĞLAYACAK“

Defin işleminin ardından kitleye hitaben konuşan PKK‘li Ramazan Terzioğlu’nun annesi Şükriye Terzioğlu, “Allah bunu kabul etmesin. Ben ne gerilla annelerinin ne de asker ailelerinin ağlamasını istemiyorum. Bu anneler ne zamana kadar ağlayacak. Bese bese bese (Yeter, yeter, yeter) diye haykırdı.” Anne Terzioğlu cenaze törenine katılan herkese teşekkür ederek artık ölümlerin durdurulmasını istedi.

Daha sonra söz alan Emek ve Demokrasi Bloğu Hakkâri milletvekili adayı Esat Canan, bütün Yüksekova ve Kürt halkının başı sağ olsun diyerek başladığı konuşmasında, son 10 günde çıkan çatışmalarda yaşamını yitiren PKK’lilerden dolayı Kürtlerin büyük acılar yaşadığını söyledi.

„PKK‘YE SIKILAN KURŞUN KÜRT HALKINA SIKILMIŞTIR“

Canan, çatışmaların sorumlusunun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu kaydederek, “Kürt halkı yüreğinde büyük acılar yaşıyor. Sürekli barış ve demokrasi elimizi uzatıyoruz. Ama ne yazık ki başbakan bu elimizi hep havada bıraktı. Sayın başbakan insanları öldürmekle Kürt sorununu çözemeyiz. Bu ülkede Kürt halkı ile Türk halkını bir arda yaşatmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Ama ne yazık ki Sayın Başbakan’ın tavrı yüzünden bu sorun daha da çıkmaz bir hale getirmiştir. Şunu herkes bilmelidir. PKK’ye sıkılan her kurşun Kürt halkına sıkılan kurşundur. Her parçalanan PKK’linin bedeni Kürt halkının bedenin parçalanması demektir. Başbakan 12 Haziran seçimlerinde milliyetçilerin oylarını almak adına Kürt halkını yok etmeye devam ediyor.”dedi.

„SAVAŞ İSTEYENLER SİZİN KANINIZDA BOĞULACAK“

Canan‘dan sonra konuşan Hakkari milletvekili adayı Adil Kurt ise „Kürt halkının başı sağ olsun“ diyerek konuşmasına başladı. Kurt, „Kürt gençlerinin bugün giymiş olduğu bu değerli gömlek, halkımızın özgürlük adımıdır. Zinar Oramar, diğer şehitlerimiz Kürt halkının özgürlük anahtarıdır. Biz buradan söz veriyoruz şehitlerimizin idealleri uğruna her türlü bedeli vermeye hazırız. Kürt halkı Erdoğan‘ın uygulamaları karşısında Erdoğan‘a Deccal demiştir. Biz de Deccal‘a yeter diyoruz. Bu halk yeterince bedel ödedi“ dedi. Kürt halkının evladını nasıl karşıladığını Erdoğan‘ın görmesi gerektiğini söyleyen Kurt, „Geverliler Zinar Oramar‘ı 10 binlerle son yolculuğuna uğurlarken, Oramar da mekanında rahat uyusun. Biliyoruz ki sana sıkılan her kurşun Kürt halkına sıkıldı. Savaş isteyenler sizin kanınınız içinde boğulacaktır. Deccal Kürt halkını yenemeyecek. Biz tekrar burada 50 binin üzerindeki insana söz veriyoruz ki sonuna kadar şehitlerimizleyiz sonuna kadar Kürt Özgürlük mücadelesinin arkasındayız“ şeklinde konuştu.

„RAMAZAN BENİM DEĞİL HEPİNİZİN KARDEŞİDİR“

Kurt’tan sonra söz alan Ramazan Terzioğlu’nun kardeşi Yakup Terzioğlu cenaze törenine katılan herkese teşekkür ederek, “Ramazan benim kardeşim değil hepinizin kardeşidir. Bütün halkımızın başı sağ olsun. Sizden bir ricam var siz bu cenazede gösterdiğiniz birlik ve beraberliğinizi seçimlerde de göstererek kan isteyen Erdoğan’a gereken dersi verin. Öfkenizi sandıklara yansıtın seçimlerde bağımsız adaylara destek verin. Diğer bir ricam kitle çarşıya geçtiğinde işi olanlar işinin başına geçsin esnaflar da işyerlerini açsın.”dedi.

„2011 KÜRTLERİN ÖZGÜRLÜK YILI OLACAKTIR“

Daha sonra kısa bir konuşma yapan BDP Hakkari İl Başkanvekili Orhan Koparan ise, Başbakan Erdoğan‘ın Hakkari‘de „Ah ah“ diye inlediğini ve kepenk kapatmaktan yakındığını belirterek, „Peki Erdoğan bilmiyor mu ki Hakkari son bir haftada 3 cenaze defnetti“ diye sordu. AKP ile hareket edenlere de seslenen Koparan, 2011 yılının Kürtlerin özgürlük yılı olacağını, halkın da yanlarında yer almalarını istedi. Koparan cenazeye katılan herkese teşekkür ederek esnafların işyerlerini açmasını istedi.

Konuşmaların ardından kitle kortej halinde sloganlar eşliğinde çarşı merkezine doğru yürüyüşe geçti.

Yüksekova Haber>

Berlin 21.05.2011

21.05.2011 Günü Almanyanin Berlin sehrinde yapilan yürüyüsün resimleri- TIKLA

Bilder 21.05.2011 – Kurdistan Demo in Berlin- UNTER

Onbinler cenaze töreninde

http://www.imgbox.de/users/public/images/HLlnmsVg47.gif

13 Mayıs‘ta Şırnak‘ın Uludere ilçesi kırsalında çıkan çatışmada yaşamını yitiren 12 PKK‘liden Hakkari‘nin Yüksekova ilçesi nufüsuna kayıtlı Ramazan Terzioğlu bugün Yüksekova‘da son yolculuğuna uğurlanıyor.

Terzioğlu‘nun cenazesinin defnedileceği ilçede kepenkler açılmadı ve işyerlerine siyah bez asıldı. Halk cenaze töreni için Cengiz Topel Caddesi üzerinde Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu Adayı Adil Kurt için açılan seçim bürosu önünde toplanmaya başladı. Onbinlerce vatandaşın katıldığı cenaze korteji cenazenin defnedileceği Akalın (Bajêrge) mezarlığına doğru yola çıktı.

Yüksekova Güncel

HAFTANIN FOTOĞRAFI

http://www.imgbox.de/users/public/images/59jjicyllX.jpg
Türk sömürgeci faşist askerine direnen bir Kürt genci

HAFTANIN FOTOĞRAFI

Sınırsız direniş Fotoğraf

Sertaç KAYAR 16-05-2011 – Qilaban/Bilican Tepesi

DİHA

Suriye‘den Dersim‘e uzanan bir soluk

http://www.imgbox.de/users/public/images/Kc0ekPjvuN.jpg

“Şimdi yüreğimiz öyle ağır, şimdi düşmana olan öfkemiz öylesine bilenmişken ne demeli ki ardından? Ne demeli de anlatmalı seni yoldaşlara, seni Dersim’in çilekeş köylülerine, seni Trakya’nın, seni Karadeniz’in, seni Çukurova’nın, Ege’nin analarına, oğullarına, kızlarına…”

Bu sözler bir PKK militanının yaşamını yitirmesi ardından anısına yazılan bir yazının girişi. Güneybatı Kürdistan’ın Rakka-Kobani ilçesinde 1982 yılında doğan, 2002 yılında PKK saflarına katılan ve 2008 yılının Mayıs ayında yaşamını yitiren bir Kürt genci anısına kaleme alınmış bir yazının girişi. Ancak bu yazıyı diğerlerinden farklı kılan ise yazıyı kaleme alanlar.

Dersim’de gerillacılık yaparken yaşamını yitiren Sadık (Haqi) kod isimli Yaser Oso için bu yazıyı kaleme alanlar TKP-ML TİKKO gerillaları.

“BİZ HEVAL DEDİK, SİZ YOLDAŞ”

İki ayrı halkın özgürlük mücadelesini temsil eden ayrı örgütlerin üyelerinin halkların kardeşliğini şehirlerden, köylerden dağlara taşırmasının hikayesi birazda Sadık’ın hikayesi. İki ayrı örgütün militanları arasında oluşan derin bağın adım adım izlendiği yazıda vefa, dostluk, yoldaşlık yanında TKP-ML TİKKO’lu militanların Dersim dağlarında tanıdıkları Suriye Kürtlerinden Sadık’ın mücadelesi anlatılıyor.

“Hani zulüm olmaya görsün dünyada, bir de serde isyan… Nasıl kuşanılır silahlar, yüzler çevrilir ya dağlara, aşarsın ya sınırları, ırkları, dinleri, dilleri… Hiç tanımadığın, bilmediğin insanlarla dağları paylaşırsın ekmeğini paylaştığın gibi; düşlerini paylaşırsın tütününü paylaştığın gibi. Çünkü dağlar yarın, çünkü dağlar özgürlük, çünkü dağlar insanlık…

Yoldaş olursun siper dostu olursun, pusu atar, pusular atladır, yara alır kimi esmer, kimi ak, ama kardeş tenlerimiz. Yaralarımız aynı acıda kanar, yüreklerimize ayrı ateş düşer. Mehlem olur dost yoldaş ellerimiz.

İşte vesilemiz. Biz heval dedik, siz yoldaş; yüreklerimizi birbirimize akıtarak.”

“İLLE DE DERSİM”

Türkiyeli devrimcilerin 38 yıl önce Dersim dağlarında başladıkları ve son yıllarda Kürdistanlı gerillalarla birlikte gelişen mücadelenin gerekçelerinin de yer aldığı yazıda tüm çelişkilere inat devrimci ruhun, halkların ortak amaçlarının yaratımları “yoldaşlık” olarak adlandırılan ilişkide somutlaşıyor.

TKP-ML TİKKO’lu gerillaların yazısının kalan kısmından kimi alıntılar şöyle;

“Güney dediğiniz Kuzey Irak’taki kampınızdaki eğitimini tamamladıktan sonra Dersim demiştin; ille de Dersim. Ve Suriye’den Dersim’e uzanan o yolculuk başlamıştı. Günler, haftalar değil, aylar almıştı uzun ve zorlu bu Dersim yolculuğu.

Dersim’e uzanan yol; özgürlük sevdasıyla yüklü, Dersim’e hasret, nice gerillanın şahadetine mekan olmuştu. Ve bu seni çok etkilemişti, öyle anlatmıştın.

Yolculuk boyunca sırtını dayadığın her bir taş, suyunu içtiğin her bir dere, gölgesinde dinlendiğin her bir ağaç, çıkına Dersim’e hasret şehitlerin umutlarını, inançlarını yükledi sana. Suriyeli Yaser, Dersim’de Sadık olmuştu, halkına, davasına sadakatini simgeleyen bir isim alarak.”

“… Bilirsin heval, Dersim halkının çok emeği geçmiştir gerillaya, gerillanın da Dersim halkına. Partimizin de en yoğun emek verdiği yerdir Dersim. Bundandır heval bizim de ille de Dersim deyişimiz. Bundandır sizinle birlikte düşmanın korkularını büyütme ısrarımız.

Bizi birbirimize yakınlaştıran geleceğe dair özlemlerimiz, Dersim’in yoksul, çilekeş halkının üzerimizdeki emekleridir. İşte bu vesileyle heval seninle Dersim’de kucaklaştık. İki dost örgütün savaşçıları, militanları olarak…”

“Seni özlemini duyduğun yeşilin, kırmızının, sarının ahenginde tüm çocukların doyasıya oynadığı, güldüğü bir dünya özlemiyle anıyoruz. Selamın emekçi halkımızın Karadeniz kokan Toroslarda mayalanmış, Diyarbakır’da tutuşmuş yüreğine, bilincine ulaştı. Seni unutmayacağız…”

“TABİAT, İLHAM KAYNAĞIYDI”S

Şehitler Ayı olarak da adlandırılan Mayıs ayında yaşamını yitiren Güneybatı Kürdistanlı militan Sadık hakkında HPG militanları da kaleme aldıkları yazılarla mücadelesi, yaşamı ve kişiliği hakkında kimi bilgiler sunuyor bize.

PKK kaynaklarında yer alan yazıda Sadık şöyle anlatılıyor;

“Heval sadık ailenin tek erkek çocuğudur, bu nedenle çok nazlı büyütülür. Annesine daha yakınlık duyar, bir yoldaşı gibi…

Yaşamı seviyor ve anlamlandırmak istiyordu. Yaşama olan bağlılığını bütün canlı hayvan ve bitkilere karşı hassas ve duyarlı oluşuyla yansıtabiliyordu. Onlara zarar vermeye gönlü el vermiyor, hangi gerekçeyle olursa olsun kıymak istemiyordu.

İlham kaynağı olarak baktığı tabiat anaya kendi eliyle küçücük bir zarar gelmesine dayanamazken buna yönelik her türlü girişime karşı da tavır sahibi idi. Reber Apo’nun yaratmak istediği özgürlük yolunda yürüyen kadın yoldaşlarına karşı büyük sevgi ve saygıyı sergilerken bu yaklaşımını ne tabiattan ne de onu 9 ay karnında taşıdığı annesinden kopuk ele alırdı. Yaşam coşkusunun nedeni de burada gizliydi. Yaşamı bir berrak ayna olarak ele alıyor, kendisine bakmaktan çekinmeyen, yüzleşmekten korkmayan kişiliği bu aynadan seyrediyordu.

Bir gün biz göreve gitmiş o noktada kalmıştı. Gerilla her görev dönüşünden sonra közlerin başında oturup çay içip yorgunluğunu unutmaya çalışır. Sadık yoldaş o gün çay yapmış bizlerin dönüşünü bekliyordu. Bizleri karşılamak için çayın yanında patikaya yakın bir yerde uzanmıştı. Bizler közlere doğru yakınlaşırken bir yoldaş heval sadık a basmıştı. “Neden burada uzanmışsın” sorusu karşısında “Sizleri çay ikram etmek için uyanmam lazımdı” demişti. Hepimizi birden bir kahkaha sarmıştı. O kadar duyarlıydı ki ona baktığımızda güç alıyorduk.

Bir sohbet esnasında “İçimden bir his bana bu yıl şehit düşeceğimi söylüyor” demişti. Bizler hayretle ona bakmıştık. Bu hayretle bakan gözlerimize bakıyor ve vasiyet ediyordu. “Ben şehit düştüğümde beni akan berrak suyun yanında şelalede gömün” demişti. Bu vasiyet kuşkusuz yerine getirildi.”

Kod Adı: SADIK

Adı Soyadı: YASER OSO

Doğum Yeri ve Tarihi: 1982 RAKKA-KOBANİ

Ana Adı: ÜVEYDE

Baba Adı: SALİH

Katılım Yeri ve Tarihi: 2002 KANDİL

Şahadet Yeri ve Tarihi: 2008 MAYIS DERSİM HOZAT

ANF




kostenloser Counter
Poker Blog