Hakkari Kürdistan‘dır

12 haziran seçimlerine sayılı günler kaldı. Seçim sonuçları üç aşağı-beş yukarı belli! AKP’nin Türkiye genelinde sandıktan ‘birinci’ çıkacağı, CHP’nin ‘ikinci’, MHP’nin ise baraj bandında olduğu ve meclise girmesinin bir sürpriz olmadığı görülüyor.

Emek, Demokrasi ve Özgürlük bloğu adaylarının ise tüm baskı, tutuklama ve hile oyunlarına rağmen başarı sağlayacağı da kesin.

AKP KÜRDİSTAN’I KAYBETTİ

Ancak son günlerde dalkavukları tarafından ‘Allahın dostu’ ilan edilecek kadar uçurulan Tayyip Erdoğan, sandıktan birinci çıkmayı ‘garantilemiş’ olmasına rağmen hayli sinirleri ve gergin. Görünen o ki, AKP’yi Türkiye genelinde alacağı yüzde 45, hatta yüzde 50 oy tatmin etmiyor. Mutlu etmiyor. Etmeyecek.

Çünkü bu seçimle birlikte, AKP dolaysıyla rejim, Kürdistan’ı tümden kaybetmiş olacak. Kürdistan’da alacağı yenilgiden dolayı, AKP Türkiye’de alacağı oy ne olursa olsun, kendisi açısından tünelin ucundaki mutsuz sonu görüyor. Erdoğan Kürdistan’da olmayan bir partinin, Kürtlerin teveccühünü kazanmamış bir partinin, bir değil, bin tane ‘çılgın projesi’ olsa dahi Türkiye’de iktidar olamayacağını da biliyor. Erdoğan bundan dolayı inanılmaz bir karalama kampanyası yürütüyor. Bundan dolayı büyük sallıyor, tehdit ediyor. Aslında tam bir Kürdistan sendromunu derin yaşıyor.

Cumhuriyet tarihi bir ‘parti mezarlığı’ gibidir. Kürt partilerini rejim kapatıyor: Rejimin partilerini ise Kürdistan kapatıyor. Rejimin sahipleri olan partiler Kürdistan’ı kaybedince, Kürt sorununu çözemeyince peş peşe nasıl çözüldüklerini, eriyip gittiklerini ve bugün adlarının dahi hatırlanmadığını AKP ve onun lideri çok iyi biliyor. Şimdi kendi yolunun da o ‘parti mezarlığına’ çıktığını görüyor.

ERDOĞAN KREDİYİ TÜKETTİ

Erdoğan ve ekibi 2009 yerel seçimlerinde bunu gördü. AKP, 2007 genel seçimlerinin aksine Kürdistan’da ağır bir yenilgi aldı. ‘Ben de Kürtlerin temsilcisiyim’ iddiası çöküp gitti. Bu nedenle seçimlerden iki hafta sonra Kürt hareketinin ‘siyasi soykırım’ olarak nitelediği operasyonları başlattı ve halen devem ettiriyor.

AKP hükümeti, ordu-polis-istihbarat-medya ittifakıyla Kürtlere karşı her alanda eşi benzeri görülmemiş kesintisiz saldırıyı bu nedenle devam ettiriyor. Demokratik bir yarış içinde alt edemeyeceği Kürt hareketini ve demokrasi güçlerini askeri operasyonlarla, polis baskınlarıyla, gözaltı ve tutuklamalarla, artık kirli olmaktan da öte iğrenç olan psikolojik savaş yöntemleriyle zayıflatmak, alt etmek istiyor. Bunu başarıya giden tek yol olarak görüyor.

Ancak hayat Türk devletinin, hükümetinin ve onun başı Erdoğan’dan ibaret değil. Ortada hakkını, hukuku isteyen, bilinçli, örgütlü, gemileri yakmış, korku duvarlarını yıkmış, sınır tanımayan bir halk var. Adına ne derseniz deyin, birliğini güçlendiren, ittifaklarını genişleten bir halk hareketi, kelimenin gerçek anlamıyla devrimci bir halk ve özgürlük hareketi var.

Bunu görmek için Kürdistan’a, Hakkari’ye bakmak yeter. ROJ TV Türk başbakanı Erdoğan’ın Hakkari gezisine ait görüntüleri yayımladı. Bu görüntüler Türk basınına yansımadı.

ERDOĞAN KÜRTLERİN BAŞBAKANI DEĞİL

Türk başbakanı R. Tayip Erdoğan’ın Hakkari’ye girişi ‘muhteşem’di. Onlarca askeri araç, tanklar, kariyerler, binlerce polis ve havadan Skorsky helikopterlerinin desteğiyle ancak Hakkari’ye girebildi. Otobüslerle taşıdığı beş yüz kişilik ‘bindirilmiş kıta’yla da miting yaptı.

Hakkari, yani Colemerg kepenkleri indirdi. Sokağa çıkmadı. Erdoğan’ın yüzüne dahi bakmadı. Hakkari ve diğer Kürdistan şehirlerinin verdiği mesaj şudur: Kim olursanız olun, ister başbakan, ister ana muhalefet partisi lideri olun, ordu veya polis olun Kürdistan’a gittiğiniz zaman artık ayağınızı istediğiniz gibi değil, bu halkının istediği kadar uzatacaksınız.

Erdoğan gittiği Hakkari’de, Şırnak’ta, Batman’da belediye tarafından o gün ‘çöplerin’ toplanmadığından şikayet etti. Ediyor. Ne bekliyor anlaşılmış değil. Son bir ay içinde 40 evladını toprağa veren bu halk, onun ayakların altına kırmızı halı mı sarmalıydı acaba?

Erdoğan’a Kürt halkının tanıdığı kredinin süresi çoktan bitti. O artık Kürtlerin ve Kürdistan’ın başbakanı değil. Her gezisi adete işgal harekatına dönüşen Türk başbakanıdır. İki halkın başbakanı olma şansını kaybetmiştir.

Hala bunu anlamayanlar var. Bu nedenle Hakkari’nin Erdoğan’a farklı, Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘farklı’ yaklaşımını basite indirgeyenler var. Bu aslında örgütlü ve bilinçli bir halkın davranış biçimidir. Bilinçli bir duruştur.

KILIÇDAROĞLU’NU BEKLEYEN SINAV

Erdoğan’ın yüzüne dahi bakmayan Hakkari, CHP lideri Kılıçdaroğlu’na kısmen ‘sıcak’ davranmış ve misafirperverlik göstermiştir. O kadar. Ancak bunun CHP ve onun lider kadrosu tarafından doğru okunması gelecek açısından önem taşıyor.

Bilinmektedir, CHP’nin ne Hakkari’de, ne de Kürdistan’da dişe dokunur bir etkisi ve tabanı yoktur. CHP Kürtlerin gözünde sömürgeci ve Kemalist bir partidir. Ancak Kılıçdaroğlu ile birlikte CHP ‘değişim’ sinyalleri veriyor. Şuanda söylem düzeyinde de olsa ‘Kürt sorununa’ ilişkin dillendirdikleri bazı şeyler AKP’den çok çok ilerdedir.

İşte bu nedenle Kürtlerin Kılıçdaroğlu’na verdikleri mesaj, seçimle alakalı değildir. 12 Haziran sonrası içindir. Kürtler 2007 seçimlerin de AKP’ye çok geniş bir kredi tanıdılar. Ancak AKP verdiği sözlerde durmadı. Aldığı desteği kötü kullandı. Hem de kirli kullandı. Sorunu çözeceğine, Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmeye çalıştı. Halede bundan vazgeçmiş değil.

Bu nedenle CHP Kürtlerin misafirperverliğini ve jestini doğru okur, gereğini yapmaya çalışırsa bundan Kürtlerde, Türklerde, Türkiye’de yaşayan herkes karlı çıkar.

Kılıçdaroğlu miting meydanlarında, yer yerde medya söyleşilerinde dillendirdiği, aynı zamanda Kürtlerin öncelikli talepleri arasında yer alan örneğin yüzde 10 barajının kaldırılması, hakikatler komisyonun kurulması, siyasi tutsakların özgür bırakılması ve AB yerel özerklik şartına konulan çekincelerin kaldırılması için verdiği sözlerin arkasında durup durmadığını göreceğiz.

Özellikle de PKK lideri Abdullah Öcalan’ın işaret ettiği 15 Haziran tarihi yaklaşırken silahların susması, çift taraflı, denetlenebilir bir ateşkesin sağlanması için CHP’nin alacağı tutum önemelidir. Bu konuda atacağı her olumlu adımın Kürtler ve demokrasi güçleri tarafından destek bulacağı kesindir. Bu nedenle CHP için 12 Haziran değil, 13 Haziran samimiyet sınavının başladığı gün olacak.

KÜRDİSTAN SÖZÜNÜ SÖYLEDİ

Hakkari, Botan Kürdistan’dır. Kürdistan sözünü söylemiştir. Artık Kürdistan’ı ne AKP, ne CHP nede başka bir Türk partisi işgal edemez. Temsil edemez. Hiçbir hükümet, bu halkın talep ve isteklerini, kolektif haklarını dikkate almadan bu coğrafyada bırakın iktidar olmayı, söz hakkı dahi olamaz. O dönem bitmiştir. 12 Haziran’da seçim sonuçlarından bağımsız olarak, Hakkari’nin verdiği en büyük ders budur.

ANF/Cahit Mervan





kostenloser Counter
Poker Blog