Cemaat, Hizbullah ve PKK / Hasan Bildirici

Geçtiğimiz günlerde Murat Karayılan, Kürt gençlerine bir çağrıda bulunarak, Fethullahçı cemaate dokunulmamasını istedi. İlginç bir çağrıydı, çünkü Fethullahçılığa dokunan Kürt gençleri değildi, aksine Kürdistan’ı ve Türkiye’yi bir örümcek ağı gibi saran, ötekilerine yaşam ve olanak hakkı tanımayan ve PKK’ye karşı, kendisine bağlı basın ve televizyon kanalları aracılığıyla acımasız bir yalan ve iftira kampanyası yürüten Fethullahçı Cemaatin kendisi idi.

İşin garip yanı, PKK’nin, Türkiye’den özgür yurttaşlık istediği bir zamanda, 21.Yüzyılda vatandaş olarak değil de, İslam esaslarına göre, yani kul felsefesine göre örgütlenmiş gerici bir yapıdan, Türk siyasal islamından, Kürt sorunun çözümüne dair katkı beklemesiydi… Yüz yıldır Kürdün anasını ağlatan Türk-İslam cemaat kültürü ve Kemalizm arasında çözüm için gidip gelmenin Kürtlere ve kendisine bir şey kazandırmayacağını PKK ne zaman anlayacak, bekleyip göreceğiz.

Herkes bir Kürt affı ve buna bağlı olarak PKK’nin silah bırakmasını beklerken, Kürdistan’da PKK taraftarlığının belini kırmış, JİTEM ile birlikte yüzlerce Kürt yurtseverini doğramış, domuz bağı atmış Hizbullahçı katilleri, hükümet ve yargı el ele vererek toptan serbest bıraktı… Bu da bize, referandumda Erê, Erê, Erê, Hezar carî Erê diyen Kürtlerin, Kürt dostu geçinenlerin, PKK karşıtı Kürt çevrelerinin ve İslamcıların armağanı oldu… Hani bize demişlerdi ya, evet derseniz yargı reformu olacak, işkenceciler falan yargılanacak, Kenan Evren mahkemeye çıkacak falan… Biz de demişti ki, öyle olmayacak… Referandumda evet dediniz mi, Kürdistan’da Türk siyasal İslam’ını onaylamış olacaksınız… Evet oyları, Kürdistan’ı ölüm tarlasına çevirmiş devlet destekli Hizbullahçı katillerin kurtuluşu oldu…

Tabii şimdi her şey karıştı. Hizbullah serbest, PKK dağda, Öcalan içeride ve bizler sürgünde… Hizbullah bu ara ilk açıklamasını da yaptı:

“Bizimle yaşamaya alışacaksınız!”

Zor bir durum… Lübnan’da, İran’da, başka İslam ülkelerinde de Hizbullahlar var… Onların kendilerine göre bir adaletleri ve saygınlıkları var. Bir ara Kani Yılmaz’la Hizbullah cinayetlerini konuşmuştuk. Çünkü o cinayetlerin acısını en çok biz çekiyorduk. Gazeteci arkadaşlarımızı öldürüyorlardı. Bizleri vurmak için gazeteye kadar girmişlerdi. Kani Yılmaz o zamanlar Lübnan sorumlusuydu. PKK’nin Lübnan Hizbullahı ile arası iyi idi. Lübnan Hizbullahı Kürtlere saygılıdır. Kani Yılmaz onlarla konuşacak, halkına domuz bağı atan Kürt orjinli Hizbullahı cinayetlerden alıkoymalarını isteyecekti. Kani Yılmaz, Hizbullah temsilcisi ile konuşmuş. Lübnan Hizbullahı şöyle demişti Kani Yılmaz’a:

“Karanlık bir örgüt. İlişkimiz yok.”

PKK ve Kürt halkıyla kan davalı olan Hizbullahçılar, AKP faşizminin eliyle serbest bırakıldılar.

Zaten kirli bir toplumduk. Şimdi daha da kirliyiz. 50 bin cinayet, köy korucuları, Hizbullahçı katiller, dağlara sığınmış PKK’liler, barikatlar arkasında eli ayağı bağlanmış boğalar gibi homurdanıp duran çaresiz Kürt gençleri… Tinerciler, sokak çocukları, kapkaççılar, küçük fahişelerimiz, kısa yoldan köşe dönmek için Kürt eti pazarlayan pezevenkler, yalancılar, dolandırıcılar, çeteler… Yer altına çekilmiş bir eli tetikte cinayet şebekeleri.. AIHM parasıyla Diyarbakır ve İstanbul’un en lüks semtlerine havuzlu villalar kurunlar…

Eskiden Kürdistan’da kan davasının bir ürküntüsü vardı. Kendi içinde sıradan bir insana dokunmak cesaret isterdi… Siyaset ve din adı altında Kürdistan’ı ölüm tarlasına çevirmiş olanlar şimdi mağdurların gözlerinin içine bakarak ellerini kollarını sallayarak gezecekler…

Gezecekler mi acaba? Hizbullahçıların salındığı yerde PKK silah bırakabilir mi? Bırakırsa yaşayabilir mi? Türk devleti arada ve başta oldukça bu kan davası unutulur mu?

Türk devleti şimdi serbest bıraktığı Hizbullah ayağıyla Kürdistan’daki dengelerle bir kez daha oynadı… İşin içinden siyaset çekilse, belki herkes kendi kan davasının hesabını görecek… Vuracak, vurulacak… Adaletin ve mertliğin olmadığı yerde kendince bir adalet sağlayacak… Ama öyle olmuyor, siyaset adına işlenmiş cinayetlerin katilleri kardeşlerini ve babalarını öldürdükleri halkın karşısında ellerini kollarını sallayarak yine siyaset adına dolaşacaklar… Ve herkes çaresizlik içinde bakıp duracak.

Ne acı bir durum!

Hizbullahçı katillerin serbest bırakılması, bir ay savaşıp onbir ay toplantı yapan PKK’ye karşı Türk devletinin ters köşe vuruşudur… Kürdistan devrimini ve onun özgürlük düşünü getirip ana rahminin ağzında tıkalı bırakmanın Kürt halkına, hepimize ve PKK’ye bedelini Türk devleti ağır ödettiriyor…

Her türden suç ve suçluların cirit atacağı Kürt şehirlerinde özgürlüğün değil, çürüme, korku ve kokuşma solunacak…

Bu ara BDP ve DTK’deki siyasetçilerimiz ile, bu kuruluşlara yakın basın organlarındaki aydınlarımız “barışa beş kala” ninnileri söylemeye devam edecekler…

Kürt sorunun çözümü doğrultusunda adımlar beklerken, Kürt halkının cellatları ve PKK’nin kanlıları serbest bırakıldı…

Başta PKK olmak üzere hepimize geçmiş olsun…

*Yazi Rojeva Kurdistanê alinmistir.





kostenloser Counter
Poker Blog