Şirin Elemmuhoyi `e Özgürlük.

http://img688.imageshack.us/img688/1323/49423980.jpg

Şirin Elemmuhoyi, ‘PJAK üyeliği’nden iki yıllık tutsak. İslamın üzerine karabasan gibi çöken Fars iktidarının, zulmü tutsaklara katmerleştirmesinin mağduru bir genç kadın. İki yıldır işkencenin her türüne muhatap olan ve idam sırasına alınan Elemmuhoyi, çığlığının duyulmasını bekliyor.

İran’ın başkenti Tahran’da 2008 yılı Nisan ayında tutuklanan Şirin Elemmuhoyi, PJAK üyesi olduğu gerekçesiyle idam cezasına çarptırıldı. Doğu Kürdistan’ın Mako kenti nüfusuna kayıtlı olan 28 yaşındaki Elemmuhoyi, işkencesi ile tanınan Tahran’daki Evin Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. Elemmuhoyi, tutukluluk sürecinde maruz kaldığı işkenceleri yazdığı bir mektupla anlattı.

İran devleti, ilkel bir intikam biçimi olan idam cezası ile muhalifleri yok etmeyi sürdürüyor. İran devletinin Yahudi aleytarlığı karşısında kıyametleri kopartan Batılı devletler, söz konusu Kürtlerin katli olunca sessizliğe gömülmeyi tercih ediyor. Her fırsatta insan haklarından dem vuran Batılı devletlerin gözü önünde bugün İran cezaevlerinde onlarca Kürt ölümü bekliyor. Baskının, zulmün ve işkencenin en ağır biçimleriyle karşılaşan ve bugün idam edilmeyi bekleyen Kürtlerden biri de Makolu Şirin Elemmuhoyi. İradesi teslim alınmak istenen bir Kürt ve bir kadın olarak akıl almaz uygulamalara maruz kalan Elemmuhoyi’nin yaşadığını özetleği mektup tüyler ürpertiyor.

İŞKENCEYE NAMAZ ARASI

18 Ocak 2010 tarihli, Evin Cezaevi Kadın Bölümü’nden yazılan mektupta, 2008 Nisan ayında bir kaç resmi ve sivil polis tarafından tutuklandığını ve devrim muhafızlarının merkezine sevk edildiğini aktaran Elemmuhoyi, toplam 25 gün bu merkezde kaldığını söyledi. 22 gününü açlık grevinde geçiren Elemmuhoyi, “Bu zaman diliminde değişik ruhsal, psikolojik ve fiziksel işkencelerle karşı karşıya kaldım. Sorgucular erkekti ve beni sandalyeye kelepçelemişlerdi. Elektrikli cop, kablo, yumruk ve tekmeler kullanarak kafama, yüzüme, ayak tabanlarıma ve bütün vücuduma vuruyorlardı” dedi. O süreçte Farsçayı bilmediği için soruları cevaplayamadığını ifade eden Elemmuhoyi, şunları belirtti: “Farsçayı ne anlıyor ne de konuşabiliyordum. Soruları cevapsız kaldığı için bayılana kadar beni dövüyorlardı. Ezan sesi geldiğinde namaz kılmak için gidiyorlardı. Namazdan dönene kadar bana düşünmem için süre veriyorlardı. Geldiklerinde yine dayak, işkence, baygınlık, soğuk su vs…”

‘ELİMİZDE PJAK ÜYESİ VAR, MUTLUYUZ’

Elemmuhoyi, gösterdiği direnişin devlet güçleri tarafından kırılmak istenmesini ise şöyle anlattı: “Açlık grevinde ısrarlı olduğumu görünce serumla ve burnuma, mideme indirilen hortumlarla açlık grevini kırmak istiyorlardı. Ben direnip hortumları çıkarttığımda kanama ve büyük bir acı oluşuyordu. O acıların etkisi 2 yıldan sonra da devam etmekte ve beni zorlamaktadır. Sorgu esnasında bir sorgucu karnıma çok şiddetli bir tekme attığında büyük kanamaya yol açtı. Başka bir gün de tek görebildiğim bir sorgucu yanıma geldi. Çünkü her zaman gözlerim kapalıydı. Bana alakasız sorular soruyordu. Bir cevap alamayınca yüzüme tokat atarak, belinden silahı çıkartarak kafama dayadı. ‘Sana soru sorduğum zaman cevap ver. PJAK üyesi olduğunu biliyorum. Sen teröristsin. Bak kızım konuşsan da konuşmasan da bizim için fark etmez. Bir PJAK üyesinin elimizde olmasından mutluyuz’ dedi.”

İŞKENCEYE KATILAN DOKTOR

Şirin Elemmuhoyi’nin gördüğü işkenceye sözde kendisini tedavi etmek için gelen doktorlar da katılmış. Bir doktorun, işkencecilerin dünyasındaki utanmazlığını, Elemmuhoyi öyle özetliyor: “Bir defasında yaralarımı pansuman etmek için ve durumumla ilgilenmek için bir doktor geldi. Ben işkenceden dolayı yarı ayık yarı baygınken doktor sorgucudan benim hastaneye gönderilmemi istedi. Sorgucu ‘niye hastaneye gönderilsin? Burada tedavisi olmaz mı?’ diye sordu. Doktor ‘tedavi için demiyorum, hastanede öyle bir yaparım ki bülbül gibi konuşur’ dedi. Diğer gün gözlerim kapalı, ellerim kelepçeli bir şekilde hastaneye kaldırıldım. Doktor beni yatırıp bir iğne yaptı. Kendimden geçer gibi oldum. Ne sorduysalar cevap veriyordum. İstedikleri cevabı veriyordum. Onlar da bunu kameraya alıyorlardı. Kendime gelince nerede olduğumu sordum. Hastane yatağında olduğumu anladım.”

TEYPTEN YÜKSELEN ÇIĞLIKLAR

Hastaneden sonra tekrar kaldığı hücreye geri götürüldüğünü anlatan Şirin Elemmuhoyi, burada devam eden işkenceyi ise şöyle aktarıyor: “Tekrardan beni hücreme götürdüler. Sanki sorguculara yetmiyordu o kadar işkence. Ve daha çok acı çekmemi istiyorlardı. Ayaklarım şişene kadar dövüyorlardı. Yara içinde kalan ayaklarım üzerinde beni bekletiyorlardı. Daha sonra bana buz getiriyorlardı. Geceden sabaha kadar çığlık, inleme ve ağlama sesleri geliyordu. Bu sesler sinirlerimi altüst ediyordu. Sonradan bunların teypten yayınlanan sesler olduğunu ve daha çok acı çekmem için yaptıklarını anladım. Ya da sorgu odasında saatlerce kafama soğuk su damlatıyorlardı. Ondan sonra gece beni hücreye atıyorlardı.”

MORARAN AYAK VE DÖKÜLEN TIRNAKLAR

Elemmuhoyi, günün birinde gözleri kapalı olarak tekrar sorguya alınır. Sorgu sırasında bir sorgucu elinin üzerinde sigarasını söndürür. Başka bir sorgu gününde bir sorgucu çıplak ayağı morarana kadar üzerine basar. Öyle ki ayak tırnakları dökülür. Yine gün boyu bu şekilde ayakta tutulurken, sorgucular ise bulmaca çözer. Kısacası amaç; Şirin Elemmuhoyi’nin onurunu çiğnemek, insanlığını elinden almaktır. Bunun için her yöntem mübah görülür ve denenir.

ŞEKER KAMÇI POLİTİKASI

İşkencelerle geçen günler içerisinde sürekli hastaneye götürülüp gerilen Elemmuhoyi, tam bir kısırdöngüye dönüşen günlerini anlattığı mektubunu şöyle noktalıyor: “Artık gece ve gündüzü birbirinden ayıramıyordum. (Evin) sağlık ocağında kaç gün kaldığımı hatırlamıyorum. Yaralarım biraz iyileştikten sonra beni 209 nolu bölüme götürdüler. Orada da sorgular başladı. 209’un sorgularının da kendine has teknik ve yöntemleri vardı. Kendi deyimleri ile şeker kamçı politikasını uygularlardı. İlk başta sert sorgucular gelip baskı, işkence ve tehditlerle hiçbir konunun önemli olmadığını ve istediklerini yapacaklarını söyleyip gidiyorlardı. Sonrasında sözde şefkatli sorgucular gelip benden rica edip bu işlerden ve direnmekten vazgeçmemi istiyorlardı. Bir sigara ikram edip soruları tekrarlıyorlardı. Böylece kısırdöngü yine başlıyordu.”

SESSİZLİK SÜRÜYOR

Şirin Elemmuhoyi’nin cezasının infaz edilmemesi için henüz ciddi bir kamuoyu oluşmuş durumda değil. İran’da bazı kadınların kendi inisiyatifleri ile başlattıkları imza kampanyasının dışında bu insanlık dışı politika ve uygulamalara karşı bir tepki açığa çıkmadı. PJAK üyesi olduğu gerekçesiyle İran’da 7 dakikalık bir yargılama sonucu idam cezasına çarptırılan ve bir süredir kendisinden haber alınamayan Zeynep Celaliyan’ın da yakın akrabası olan Şirin Elemmuhoyi, ölüme terk edilmiş durumda.
Uluslararası Af Örgütü’nün idam mahkumu Kürt tutsakların infazının durdurulması için yaptığı çağrılarına rağmen İran rejimi, cezaları infaz etmeye devam ediyor.

Özgür Politika





kostenloser Counter
Poker Blog