Türke, Kürt öldürmek artik serbest !!

http://img188.imageshack.us/img188/6695/krtcocugu.jpg
http://img246.imageshack.us/img246/9314/465924de2e1c4773m.jpg
http://img12.imageshack.us/img12/9976/eylemamedenesata.jpg
http://img28.imageshack.us/img28/3924/enesata3zg2.jpg

BÖLGESEL KANUN, BÖLGESEL KARAR OLAMAZ

2005 yılında Siirt‘te meydana gelen olaylarda kitlenin üzerine ateş ederek, yol kenarında bekleyen Abdullah AYDAN adlı vatandaşın ölümünden sorumlu olan uzman çavuş G.Y. Hakkında Siirt Ağır Ceza Mahkemesi‘nce beraat kararı verilmesi skandalından sonra Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından “Ölüme yönelik sözlerle de desteklenen fiili saldırının ağırlığı, uyarılara karşı artarak devam etmesi ile bölgenin özellikleri bütün olarak göz önüne alındığında, yasal savunmada sınırın mazur görülebilecek bir korku ve telaşla aşıldığının kabulü gereklidir” gerekçesiyle olayın faili uzman çavuş hakkında verilen beraat hükmünün onanması tarafımızdan hukukun katli olarak nitelendirilmektedir.

Olayın görgü tanıklarının da ifade ettikleri üzere maktulün olaylarla hiçbir ilgisi olmamış, olayların yaşandığı yerden apayrı bir noktada o sırada Eruh’a gitmek üzere durakta beklemiştir. Bu sırada sanık G.Y., devletin kendisine verdiği yetkiyi yasalara aykırı bir şekilde, Ceza Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere “meşru savunma sınırlarını aşarak”, kalabalık üzerine rastgele ateş ederek Abdullah AYDAN‘ın vefatına sebep olmuştur. Sanık uzman çavuş G.Y. ateş ederken kalabalığı dağıtacak şekilde havaya ateş edebilecekken otomatik silahını seri atış pozisyonundan çıkarmayıp kalabalığa doğru tek seferde 7 atış yapmıştır.

Yerel mahkemede yapılan yargılama sırasında failin tespiti engellenerek ve deliller karartılmaya çalışılarak, hukuk dışına çıkan güvenlik görevlisinin hareketi kollanmış bu suretle bir insanlık ayıbına neden olunmuştur. Yanı sıra iddia edildiği gibi olay yerinde 150- 200 değil, gözaltına alınanların sayısından da anlaşılacağı üzere 50′den daha az kişi olmuştur. Yine sanığın ifadelerinin aksine olay yerinde fren izi bulunmaması nedeniyle aracın önünün kesilmediği, cam kırıkları bulunamaması nedeniyle de askeri aracın camlarının kırılmadığı görülmüştür. Yerel mahkemece olaya katılan eylemcilerden 15 kişi yargılanmış ancak verilen karar ile sadece 5 kişi örgüt propagandası yapmaktan cezalandırılmıştır. Demek ki olayda kimse askeri araca taş atmamıştır.

Yerel savcılık, yerel mahkeme, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin “Ölen kişi, saldırganlar arasında değildi” tespitine rağmen sanığın beraatına hükmedilmesi ülkemizde hukukun geldiği halin ne kadar vahim olduğunun göstergesidir.

Ceza Genel Kurulu kararında “Olayın yaşandığı Siirt ili, uzun yıllardır terör olaylarının yaşandığı Güneydoğu`dadır… bölgenin özellikleri bütün olarak göz önüne alındığında…” denerek devletin adalet dağıtması gereken en yüksek yargı organlarından biri tarafından, az gelişmiş ülkelerde bile örneğine rastlanmamış bir şekilde, aleni bir bölgesel ayrımcılığa ve bölgesel kanun uygulamasına imza atılmış, uzman çavuş G.Y.‘nin işlediği cinayet meşrulaştırılmak istenmiştir. Kararın içtihat niteliğinde olacağı ve benzer birçok toplumsal olayda güvenlik güçlerinin keyfi davranışlarına sebep olunacağı da göz önüne alınmadan adeta “güneydoğudaysa öldür” denmiştir. Aynı kararda hem sanığın eyleminin saldırı ile orantılı olmadığı tespitinin yapılması hem de basit bir heyecanın meşru savunmanın aşılarak cezasızlık sebebi olarak belirlenmesi ise kararı veren hâkimlerin hukukçu kimliklerini sorgulanır hale getirmiştir.

Bir süre önce Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu‘nda yapılan değişiklikler ile güvenlik güçlerinin tüm bu uygulamalarının önü açılmıştır. Kızıltepe‘de Uğur KAYMAZ olayı, Hakkari‘de newrozda bir gencin kolunun kameralar karşısında kırılmak istenircesine bükülmesi olayı, yine Hakkari‘de bir çocuğun dipçikle dövülerek komaya sokulması olayıyla güvenlik görevlilerinin kendilerini yasalara ne kadar bağlı(!) gördükleri ve yargı organlarının bu tür tutum ve davranışları nasıl meşrulaştırdığı tarafımızdan dehşetle izlenirken Yargıtay Ceza Genel Kurulu‘nun, Kürtlerin çoğunlukta olduğu Güneydoğu‘ya olumsuz bakış açısını ortaya koyan ideolojik nitelikteki söz konusu kararı, elinde yetki bulunan hukukçular tarafından da nasıl bir keyfilikle hareket edildiğini gözler önüne sermektedir.

MAZLUMDER olarak Ceza Genel Kurulu‘nun hukuki temelden ve ahlaktan yoksun kararını ayrımcı, hukuka ve insan haklarına aykırı buluyor, bölgede yaşayan insanların hedef olarak gösterilmekten vazgeçilmesini, yetkili makamlarca gerekli yasal düzenlemelerin yapılarak sonraki toplumsal olaylarda güvenlik güçlerinin yaşam hakkının ihlali gibi ağır keyfi davranışlarının ve yargı organlarının bu tür davranışları meşrulaştırma çabalarının önüne geçilmesi gerektiğini belirtmek istiyoruz.

MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başk. Yard.

Av. Abdurrahim AY

Quelle: http://www.mazlumder.org/haber_detay.asp?haberID=7230





kostenloser Counter
Poker Blog